Çernobil denince nedense aklıma ilkokul sıralarında ansızın sınıfa giren amcaların dağıttığı fındıklar aklıma geliyor. Küçük paketlerde dağıtılan bu promosyon ya da ne olduğunu bilmediğim fındıklar hakkında o zamanlar Çernobil fındıkları olduğu söylentileri kafamı hep kurcalamıştır. Eh günümüze de geldiğimize göre pek de öyle değilmiş zaten yan etkisini de görmedik sanal aleme kendimizi kaptırmış olmamızdan başka.
Çernobil'in Gölgesinde...
S.T.A.L.K.E.R.: Shadow of Chernobyl, 6 yıl gibi uzun bir yapım sürecinin ardından GSC Games'in yaptığı prodüksiyon hatalarını geçte olsa fark etmesi ve yayıncılığı THQ'ya devretmesi oyunun çıkışını da çabuklaştırdı. Oyun 6 yıl sonra geldi çattı. Deydi mi peki tüm bunlara? Acaba hala Duke Nukem: Forever haberleri görmekten sıkılmış olmamız S.T.A.L.K.E.R. içinde geçerli miydi? Asla diyerek oyuna hak ettiği övgüyü vereceğiz diyip girelim yavaş yavaş Çernobil'in puslu yollarına.
S.T.A.L.K.E.R.: Shadow of Chernobyl'de facianın ardından Marked One adındaki sıradan ama garip karakterimizle oyunumuza başlıyoruz. Marked One geçici hafıza sorunları olan ve facianın arkasındaki gerçekleri ve olanları hatırlamaya çalışan bununla birlikte kendinin de kim olduğunu arayan bir karakter. Facia bölgesinde kendini bulan ve buradaki bölgeyi ele geçirmek isteyen gruplar arasında kalan Marked One görevlerini bu bölgede konuşlanmış satıcı ve bilim adamlarından alacaktır. Bir yandan farklı S.T.A.L.K.E.R grupları ile uğraşacak, bir yandan hem olayları araştıracak hem de hayatta kalmaya çalışacaktır. Karakterimiz tüm bu olanları devasa diyebileceğimiz uçsuz bucaksız bir arazide gerçekleştirecek. Uçsuz bucaksız dediysek tabi 30 km karelik bir arazide. Bize yeter diyip işe koyulalım.
Alışılmışın dışında...
Oyuna başlar başlamaz aldığınız görev ile birlikte kendinizi dışarı atacaksınız. Altı yıl bekledik grafik grafik diyip benim gibi inledi iseniz hemen etrafı kolaçan etmeye başlayacaksınız. Hayır farkındayım grafik her şey değildir tabiki. Ama neden bakmayım? Neyse buna ilerde değinirim. Başladığımız bölgede bizler gibi S.T.A.L.K.E.R. birlikleri var. Bunların grup liderleri ile konuşup görevler alıyoruz. Kimi zaman birlikte hareket ediyor. Kimi zaman yalnız başımıza kalıyoruz. Etrafta dolaşan NPC'ler tıpkı bizler gibi başka karakterler tarafından yönetiliyormuş hissi uyandırıyor. Yapay zeka oyunun en büyük artılarından. Etraftaki NPC'lerin birinci görevi hayatta kalmak. Etrafınızda alışmış olduğunuz FPS oyunlarındaki gibi direk atlayan, saldıran düşman yada yaratıklar göremeyeceksiniz. Bunlar tamamı ile akıllı yaratık ve düşmanlar. Sizi yenebileceklerini anlar ise saldırır ya da dener başaramaz ise kaçarlar. Bazen hadi canım dedirtecek akıllı düşmanlar ile de karşılaşacaksınız. Online oynuyormuş hissine kapıldığınız anlar olacak. Düşmanlar etraftaki her nesneyi siper olarak kullanıyor, ışıklardan faydalanıyor, saklanıyor beklemediğiniz anda farklı bir taktik uygulayabiliyorlar. Bu oyunda daha fazla vakit geçirmenizi sağlayan en büyük etkenlerden. Etrafın büyüklüğü yetmezmiş gibi birde atmosferin mekanlara harika şekilde yansıtılmış olması acaba şu binaya girsem ne olur merakını sizlerde uyandırıyor. Facia tam anlamıyla oyuna aktarılmış ve atmosfer ile bütünleşmiş. O yüzden yapay görünümler ile karşılaşmıyorsunuz. İşte burada kimse yaşamak istemez, burası tamamı ile terk edilmiş görünüyor diyebiliyorsunuz. Sizde oluşan merak ile de etrafı kolaçan ediyor ve zaten uzun olan oyun süresini iki katına çıkarabiliyorsunuz. Bu oyunda olması gereken yani hedeflediği en büyük etken olan facianın atmosfere çok iyi aktarılmış olması oyunu alışılmışın dışına çıkarıyor. Zaten oyun öyle alıştığımız FPS oyunları ile her yönü ile ayrılıyor. Bu devasa mekanlarda bölüm arasındaki yüklemeler yok diyeceğimiz kadar az şöyle ki mekanların büyük olmasından kaynaklanan ara yükleme ve görevlerin yükleniyor olması dışında. Zaten birçok sistemi sömüren bu oyunda birde bu ara yüklemelerin olmadığını düşünmek sistemlerin ne kadar acı çekeceğini de anlatıyor. Bu kocaman arazilerde hiçbir mekan birbirini tekrar etmiyor her biri sanki başka bir terk edilmiş mekanı, facianın izlerini gösteriyor. Bu yönden kendini tekrar eden mekan ve bölümlerden uzak bir oyun olduğunu da ispat ediyor. Altı yıl bekledik hoca bırak da olsun o kadar diyenleri duyar gibi oldum sanki...
FPS oyununda RPG öğeleri de ne olaki?
Dedik alışılmışın dışında bir FPS oyunu S.T.A.L.K.E.R. diye. Oyun tıpkı bir RPG oyununda olması gereken özellikleri taşıyor. Karakterinizin kendini geliştirdiği bir sistem var. Bu genel olarak etrafınızda karşılaştığını düşman ve yaratıkları avlamanız ile de doğru orantılı gelişiyor. Öldürdüğünüz yaratık ve S.T.A.L.K.E.R. askerlerine kadar hepsi bunun bir parçası. Düşman ve yaratıklardan toplayacağınız nesneler ve araçlar ile ekipmanınızı genişletebiliyor, satabiliyor, karakterinizi geliştirebiliyorsunuz. Daha iyi zırhlar, silahlar, sağlık durumunuzu iyileştirebilecek sağlık paketleri bulabileceksiniz. Yine ek olarak bir facia bölgesinde olması gereken garip olaylarla da karşılaşacağınız için hava şartları ve bu garip olaylardan en az hasar ile kurtulmanız için RPG oyunlarından hatırlayacağınız yüzük, kolye vb. araçlar ile benzerlik gösteren onlarla aynı görevi yapacak kristal ve nesneleri kullanabileceksiniz. Bunlar kristal küreler şeklinde olan yada tortulları anımsatan nesnelerden oluşuyor. Bölümler ilerledikçe bu nesnelerden sıklıkla göreceksiniz. Bunlar ateş, yıldırım, kimyasal yanıklar, radyasyon, kırılmalar, patlamalar ve ateş alma kapasitenizi belirleyen etkenlerden ne kadar korunabileceğinizi belirliyor. Bu nesneleri tıpkı bir RPG oyunundaki gibi ekipman ve karakterinizin özelliklerini görebileceğiniz menülerde düzenleyebiliyor ve araçları kullanabiliyorsunuz. Kullandığınız zırha göre de taşıyabileceğiniz bir taşıma kapasiteniz var. Fazla ekipman aldığınız da çivi gibi olduğunuz yere çakılı kalabilirsiniz. Tüm bunlar S.T.A.L.K.E.R.'ı alışılmışın dışına çıkarmaya yetiyor da artıyor bile. Bunu yaparken oyun türler arasındaki karışımı çok iyi sağlıyor. Kesinlikle olmamış bu burada demiyorsunuz. Oyun türüne yeni bir tür katıp Aksiyon FPS/RPG oyunu demekten de kendimi alamıyorum.
Gelelim oyundaki silah ve ekipman özelliklerine. Oyunda bölümler ilerledikçe daha iyi silah ve zırhlara sahip olabiliyorsunuz. Oyunun başlarında zırhınız yeterli seviyede olmadığı için sık sık radyasyona maruz kalabilir ve ne olduğunu anlamadan ölebilirsiniz. O yüzden yiyecek ve zırh durumunuzu iyi ayarlayıp. Yağmurlu havalarda koşarak gücünüzü çabuk tüketmemeniz faydanıza olacaktır. İlerleyen bölümlerde ise bulacağını kristal ve daha iyi zırhlar ile bu etkenlerden zarar görme durumunuz minimuma inecektir. Silah tasarımları ise oldukça başarılı fakat bunların grafiksel görünümü daha iyi yapılabilirdi. Yani silahların görünümü Half Life 2 ve türündeki başarılı oyunlarından aldığımız görsel hazzı yansıtmıyor. Ama oyun için fazlası ile yeterli seviyede diyebilirim. Birde oyunda böylesine geniş araziler olmasına rağmen araç kullanamıyorsunuz. Sanırım bu oyunun oynanabilirlik süresini artırmak için düşünülmüş bir özellik olabilir. Ama en azından bazı bölümlerde uzun dönüş sürelerini kısaltmak için komşu S.T.A.L.K.E.R. araçlarını kullanabilmeliydik. Neyse ki bunlar oyun için fazla bir eksiklik taşımıyor. Buda olsa güzel olurdu dedirtiyor.
Atmosfer, grafik, ses= S.T.A.L.K.E.R.
S.T.A.L.K.E.R. uzun bir aradan sonra bizlerle birlikte olsa bile grafik olarak beklediğimin üstünde bir görsellik sunuyor. Kaplamlar bazı yerlerde yaşını belli etse de oyunun en güzel öğelerinden biri olan başarılı ışıklandırma bu açığı kapatıyor. Oyunda görsel olarak etkilendiğim en büyük grafiksel olgu kuşkusuz F.E.A.R. kadar başarılı kullanılmış ışıklandırmadır. Yağmur ile birlikte çakan şimşek ve bunun yeryüzünde görülüşü PC başında gördüğüm en güzellerinden bir tanesidir. Gece gündüz oluşumu ise oyunda son derece başarılı kullanılmış. Buna birde başarılı hava şartları eklenince atmosfer başarılı bir grafiksel bütünlük oluşturmuş. Zaten daha önce eklediğim gibi grafiksel bütünlük etrafınızda tam bir terkedilmişlik ile birleşince hak ettiği konsepti yakalıyor oyun. Ama grafiksel olarak günümüz oyunlarına göre haliyle birçok yerde kendini belli ediyor. Ama bu sizi ne oyundan uzaklaştırıyor nede gözünüze batıyor. O yüzden oyun için eksi olmaktan çıkıveriyor. Çünkü oyunun genel bütünlüğü oyunu başarılı kılmaya yetiyor. Sesler ise gayet başarılı. Silah sesleri zaman zaman pürüzlü gelse de birçok yerde kendini aşıyor. Korku atmosferini oyuna yansıtıyor ve bazı bölümlerde tırsmanıza sebep olabiliyor. Ses konusunda eksiklik diyebileceğimiz bir şey ise eksik müzikler diyebiliriz. Atmosferi tamamlayacak gerilim dolu müzikler bu oyuna çok şey katabilirdi. Oyuna genel olarak bakacak olursak grafiksel, ses ve atmosfer olarak oyun S.T.A.L.K.E.R. ismi ile nokta koyuyor.
Armut piş, ağzıma düş...
Son olarak altı yıldır hazırlanmakta olan ve nihayetinde soframıza sunulan bir oyun S.T.A.L.K.E.R.: Shadow of Chernobyl, o yüzden küçük eksikleri görmezden gelin ve bu harika karışım ile bütünleşmiş oyunu kaçırmayın. Gerçek bir Aksiyon FPS/RPG oyunu oynamak istiyorsanız da doğru adres S.T.A.L.K.E.R. olacaktır. Oyun hedeflediği atmosferi gerçek anlamda başarılı olarak bizlere sunuyor. O yüzden diyeceğim o ki yemekten sonra gecikmiş bu tatlıyı kaçırmayın. Ha birde oyunun son çıkan yamasını yapmadan oyuna başlamayın hem eski yedeklerinizi kullanamazsınız hem de giderilen 68'e yakın hata ile oyuna devam etmek zorunda kalırsınız. Oyunsuz kalmayın. İyi eğlenceler.