Benim dilimde;
FPS karakterin daha dogrusu oyuncunun gözünden oynanan oyunlarin türüne verilmis bir isimdir.Yani sadece ellerinizi ve silahlarinizi görebilirsiniz. Bu türe en yii örnekler F.E.A.R.,Doom 3,Crysis ve Quake 4 tür.
Kaynağa göre;
FPS (First Person Shooter) Nedir? Fps, birinci şahıs gözünden oynanan action oyunlarıdır. Ekranda kendinizi değil, sadece elinizdeki silahı görürsünüz. Bu silahla önünüze çıkan düşmanları öldürmeye çalışırsınız. Zıplayabilir, koşabilir, yüzebilir, tırmanabilirsiniz.
Bu yazıda FPS oyunlarının ilk oyundan son oyuna kadar gelişimini anlatmaya çalışacağım. Yalnız bu yazıda sadece kaliteli oyunlardan bahsedeceğim. Yani hiç bahsetmeden atladığım birçok oyun olabilir. Bu uyarıyı da yaptıktan sonra artık yazıma geçiyorum.
Yıllar önce FPS denilince aklımıza bir tek şey geliyordu: Wolfenstein. Günümüzle kıyaslatınca berbat grafikleri, kötü yapay zekasına rağmen bu oyunu hepimiz deliler gibi oynamış ve tekrar tekrar bitirmiştik. Ama daha ilk FPS oyununu oynarken şunu sorduk kendimize: bu oyunu neden oynuyoruz ki? Sadece bölümdeki bütün adamları öldürüp asansöre binmek için mi? Ya da şatodaki bütün Nazileri öldürmek mi?
Wolfenstein'tan sonra Spear of Destiny adlı FPS geldi. Bu adeta Wolf'a bir map-pack gibi gelmişti. Her şey aynıydı. Sadece yeni bölümler eklenmişti. Yine amacımız bölümdeki bütün adamları öldürüp asansöre binmekti. Sorumuza yine cevap bulamamıştık.
Sonra, Doom geldi. Yeni yaratıkları, yeni silahları, bir nebze olsun Wolfenstein'tan güzel olan grafikleri ile bu oyun da FPS klasikleri arasına girdi. Ama hala bir konu yoktu. Hala yapay zeka kötüydü.
Ardından Doom2 geldi. İşte bu oyun, FPS'lerde adeta bir devrim yapıyordu. Bize mekan tasarımının ne kadar önemli olduğunu gösteriyordu. Ayrıca yine yeni yaratıklar oyuna eklenmişti. Bir de bu oyun tam 5 disketti ve oynayabilmek için o zamanki PC'mden en sevdiğim oyunları silmek zorunda kalmıştım

. Fakat yine de konu istediğimiz gibi değildi.
Quake geldi sonra. Tamamen apayrı bir dünya. Herşey yeniydi. Silahlar, yaratıklar, grafikler, yapay zeka vs... Oyunda yine tatmin edici bir konu yoktu ama olsun, en az onun kadar önemli bir faktör vardı ve Quake'i Quake yapan da işte buydu: Multiplayer. Onbinlerce insan birbirleriyle multiplayer Quake oynamaya başladı. Ta ki Quake2 çıkana kadar.
Quake2 bize yavaş yavaş oyunda bir konunun ne kadar önemli olduğunu gösteriyordu. Gerçi Quake2'nin de multiplayerı tutuldu ama Single Player'ın bölümleri ve konusu da oldukça güzeldi.
Ardından FPS'lerde bir çığır açan oyun geldi karşımıza: Half-Life. HL bize bir oyunda akıcı bir senaryonun ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Mekanlarıyla, silahlarıyla, çok iyi yapay zekasıyla, ve multiplayer desteğiyle yılın oyunu seçilmişti. Üzerine onlarca mod çıkarıldı. Ama bunlardan iki tanesi dünya çapında ünlü oldu. Team Fortress ve Counter-Strike. Half-Life ve modları hala çoğumuzun bilgisayarlarında 1GB'lık yer kaplamakta.
Half-Life'ın genişleme paketi olan, Opposing Force da aynı HL gibi akıcı bir senaryo ve multiplayer desteğiyle iyi bir oyundu. Ama kimse orjinal Half-Life'ı Opposing Force'a değişmedi ve bitirdikleri gibi sildiler.
Quake3 ve Unreal Tournament. İkisi hemen hemen aynı anda piyasaya sürüldüler ve sadece multiplayer oynanabilen oyunlardı. Single Player'larında ise botlara karşı çeşitli maplerde oynuyordunuz ve oynuyorsunuz. UT, Quake3 gibi kalbimizde taht kuramasa da çok güzel bir oyun. Quake3 ise söylemeye gerek yok. Harika!!! Hala PC'lerimizde durmakta olan oyunlardan biri (benim PC'mde yok

.
Soldier Of Fortune. Konusu pek güzel olmasa da içerdiği kan ve dehşet ile çoğu FPS'cilerin favorisi olmuştur. Ama zayıf multiplayer desteğiyle bitirdiğimiz zaman sildiğimiz
oyunlar arasına girmiştir.
Sonra, No One Lives Forever geldi. HL'den sonra bir FPS'deki en iyi senaryoya sahip. Sanki bir oyun oynamıyordunuz da bir Bond filmi seyrediyorsunuz. Bir de kalplerimizi fetheden bir karakter vardı, Kate Archer. On yıl sonra bile hatırlayacağımız gerçeğin ötesinde bir oyun: NOLF.
FPS dünyasının son kaliteli ve favori oyunu ise Clive Barker's Undying. Henüz bu oyunu oynama şerefine erişemedim ama okuduğum yazılarda konusunun çok güzel olduğu söyleniyor. Ayrıca gelmiş geçmiş en korkunç FPS olduğu da söylenenler arasında.
İşte adım adım gelişen FPS dünyasının kaliteli oyunları. Bu piyasa o kadar çok tutuluyor ki, firmalar yetiştirecek konu bulamıyorlar. Bu yüzden eski
dostlar Doom3 ve Return To Castle of Wolfenstein gibi oyunlarla tekrar aramıza dönmeye hazırlanıyor. İki oyunu da merakla bekliyoruz. Belki de biz FPS'cilerin istediği, Quake3 gibi sadece multiplayer oynanan oyunlar değil, HL gibi veya NOLF gibi güzel bir senaryoya sahip oyunlar. Bakın, NOLF'ta konuya önem verilmiş, multiplayera fazla önem verilmemiş. Ama NOLF, FPS dünyasının klasikleri arasına girmeyi başardı bile. Piyasada zaten yeterince online oyun var. Önemli olan kaliteli senaryoya sahip bir oyun yaratmak.