Aktifpaylasim.Com Anasayfa Aktifpaylasim Community Aktifpaylasim.Com Arcade Film ArşiviDizi Film Aktifteam


Geri git   Aktifpaylaşım, Resimleri, Msn Messenger, Msn İfadeleri, Şarkı Sözü .::Her Telden::. .::Her Telden::. Türkler ve Atatürk Türkler ve Atatürk
Çocuk

Soykırım Yalanını Kabul Edenlere Cevap !!!

Türkler ve Atatürk forumunda bulunan Soykırım Yalanını Kabul Edenlere Cevap !!! konusunu görüntülemektesiniz. SOYKIRIM NEDİR Yer değiştirme uygulaması Ermeni çevreleri ve hasım devletlerce "Ermeni katliamı ve soykırımı" olarak adlandırılmış ve Osmanlılara karşı büyük ...


Yeni Konu aç  Cevapla
Gösterim: 373 - Cevaplar: 0  
Seçenekler
Alt 17-02-08, 17:56   #1
Co-Administrator
 
# Ms16 # - Avatar
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Nerden: BuRSa
Mesajlar: 4,990
Standart Soykırım Yalanını Kabul Edenlere Cevap !!!
SOYKIRIM NEDİR

Yer değiştirme uygulaması Ermeni çevreleri ve hasım devletlerce "Ermeni katliamı ve soykırımı" olarak adlandırılmış ve Osmanlılara karşı büyük bir propaganda kampanyası başlatılmıştırOysa soykırım; "ırk, milliyet, etnik ve din farklılıkları nedeniyle insan gruplarının yok edilmesi"dir Bu suç, direkt olarak bir hükümet tarafından veya onun rıza göstermesi ile işlenebilir Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, dünyada soykırım suçunu önlemek ve cezalandırmak için 1948'de "Soykırım Sözleşmesi'ni kabul etmiş ve Türkiye de bu sözleşmeye 1950 yılında taraf olmuşturSoykırım dendiği zaman Nazilerin, Yahudilere ve diğer etnik gruplara karşı giriştikleri kitlesel kıyım akla gelir 1939-1945 yılları arasında 5-6 milyon Yahudi, 3 milyondan fazla Sovyet savaş tutsağı, birer milyondan fazla Polonya ve Yugoslavya sivil halkı, 200000 civarında Çingene ve 70000 özürlü insanın canına kıyılmıştır İşte soykırım budurBunlara ilave olarak, Birleşmiş Milletler'in önleyici yönde sözleşmesi olmasına rağmen, modern çağda da sayısız soykırım olayı görülmüştürÖrneğin, bizzat olayın kahramanı 2 emekli Fransız generalin Le Monde'da yayınlanan itiraflarına göre; Fransızlar 1954-1962 yılları arasında Cezayir'de en az 1 milyon Cezayirliyi katletmiş, 1965-1966 yıllarında Endonezya ordusu bir milyon komünisti ve ailelerini öldürmüş, 1975-1979 yılları arasında Kamboçya'da Kızıl Kmerler 17 milyon Kamboçyalı'yı katletmiş, 1994'de Ruanda'da 500000 Tutsi, Hutular tarafından öldürülmüş ve nihayet 1991'den sonra Bosna-Hersek ile Kosova'da binlerce Müslüman Sırp vahşetine maruz kalmıştırSoykırım suçu, gerçek anlamda bu olaylarda işlenmiştir Ermeni iddialarının ve yalanlarının aksine, 1915 yılında Doğu Anadolu bölgesindeki Ermenilerin daha güvenli topraklara göç ettirilmesi uygulaması, Ermenilerin ve cephelerin güvenliğini sağlamaya yönelik bir harekettir ve soykırımla hiç bir ilgisi yoktur Ermenilerin Doğu Anadolu'da savaş ve göç sırasında kayıplar verdikleri doğrudur Ancak bu kayıplar, Doğu Anadolu'da yaşanan savaş ve isyanlar nedeniyle asayişin sağlıklı olarak sağlanamaması, araç, yakıt, gıda, ilaç yetersizliği, ağır iklim koşulları ile tifüs gibi salgın hastalıklar nedeniyle meydana gelmiştir Hiçbir şekilde kasıtlı ve planlı bir katliam söz konusu değildir

Aslında Ermeniler, geçmişte hakimiyeti altında yaşadıkları devletlere ihanetlerinden dolayı bir çok kez buna benzer göç hareketlerine tabi tutulmuşlardır Sasaniler 379'larda 70000 Ermeni'yi İran'a, Bizanslılar 1025'lerde Doğu Anadolu'daki 40000 Ermeni'yi Sivas ve Kayseri'ye, Memluklar 1250'lerde 10000 kadar Ermeni'yi Mısır'a, 1743'de İranlılar 24000 Ermeni'yi İran içlerine ve 1777'de Kırım'ı işgal eden Ruslar bölgedeki binlerce Ermeni'yi steplere sürmüştürTarih boyunca sayısız göç ve sürgün olayına maruz kalan Ermeniler, bunların hiç birini gündeme getirmeden, sadece 1915'te Osmanlı devleti tarafından son derece haklı gerekçelerle yer değiştirmeye tabi tutulmalarını sözde soykırım adı ile sorun haline getirmeye çalışmaktadırlar Bu tavır, maksatlı ve Türkiye'nin bütünlüğünü bozmaya yönelik politikaların bir ürünüdür Bazı ülkelerin, Afrika ve Balkanlarda yaşanmakta olan gerçek anlamdaki soykırım hareketlerine seyirci kalarak, sözde Ermeni soykırımı iddialarına ve yalanlarına destek vermeleri de bunun en açık göstergesidir

24 NİSAN 1915 GERÇEĞİ

Osmanlı hükümeti, Ermenilerin çıkardığı isyan ve yaptığı katliamlar karşısında, Ermeni Patriği, Ermeni milletvekilleri ve Ermeni halkının ileri gelenlerine Ermenilerin Müslümanları arkadan vurmaya ve katletmeye devam etmeleri halinde gerekli önlemleri alacağını bildirmiştir Ancak, olayların durmak yerine giderek yoğunlaşması, savunmasız kalan Türk kadın ve çocuklarına yönelik saldırıların artması ve ordunun bir çok cephede savaş halinde bulunması nedeniyle cephe gerisinin emniyete alınması ihtiyacı doğmuştur

Bu nedenle, 24 Nisan 1915 tarihinde Ermeni Komiteleri kapatılarak, yöneticilerinden 2345 kişi devlet aleyhine faaliyette bulunmak suçundan tutuklanmıştır Tutuklular Ankara ve Çankırı hapishanelerine yollanmıştır Dışarıdaki Ermenilerin her yıl "Ermeni soykırımının yıldönümü" diye andıkları 24 Nisan, işte bu 2345 komitecinin tutuklandığı tarihtir ve yer değiştirme uygulamasıyla hiç bir şekilde ilgili değildir

http://wwwenteresanolaylarcom/resiages/44461jpg
Ordudan hava değişikliği için terhis edilen ve 23 Temmuz 1915 de Diyarbakır'ın Lice kazasına bağlı Kum ve Çom köyleri civarında elleri ayakları bağlanarak Ermeni komitecileri tarafından şehid edilen askerler

MUHAMMED REŞİD GÜLEŞER
Baba Adı: Abdullah
Anne Adı: Babibe
Doğum Yeri: Van
Doğum Tarihi: 1900

Ermeni mezalimi sırasında 15-16 yaşlarında Darü'l-Muallimin öğrencisi olan bir gençtim Bu sebeple olayları gayet iyi hatırlıyorum Birinci Cihan Harbi öncelerinde nüfusları 17000 kişi olduğu söylenen Ermenilerle birlikte gayet iyi yaşıyor, komşuluk ediyorduk Biz onlara çok iyi muamele ediyorduk

Meşrutiyet'in ilânıyla hürriyet, eşitlik ve adalet prensiplerini, kendi lehlerine istedikleri gibi değerlendirerek şımarmaya başladılar Van'daki liderleri Aram Paşa adında birisi idi ki, Sultan Hamid'in tahttan ildiğini kendisine tebliğ eden heyet içerisinde de bulunmuştu; Van'da yeraltı teşkilatı kurmuşlardı Şimdi Büyük Camii'nin yanı başında bir mahzenden başlayarak, ta kale dibindeki eski şehire kadar uzanan tüneller yapmışlardır Öyle ki, bu tünellerden atlı olarak geçmek bile mümkündü

Bir gün bir tünelin, üstünün çökmesi üzerine bir nöbetçi tarafından tesadüfen bulundu Hatta Ermenilerden birisinin ihbarı üzerine, Aram Paşa'yı, Büyük Camii civarında bir mahzende yakaladılar ise de, o günkü politikalar sebebiyle kendisine hiçbir şey yapılmadı, salıverildi

Kısaca Ermeniler adam akıllı teşkilatlandırılmışlardı Zaten ticaret hayatını ellerinde tutan Ermeniler iktisadi bakımdan da gayet iyi durumda idiler Ermeni ve Yahudilere, orduya silahlı olarak katılmak izni verildikten sonra Van fırkası giderken Ermeni çeteciler orduya kendi silahlarıyla birlikte katılmışlardı Bizim askerlerimizin elinde ham demirden Alman yapımı iptidai tüfekler vardı, dört mermi attın mı, beşincisi önüne düşerdi Daha sonra Van'a dönen Hacı Latif Bey ve başkalarından duyduğumuza göre, Van fırkasında bulunan Ermeniler askerlerimizi arkadan vuruyorlarmış Hatta Doğu Cephesi'nden gelen ve Van'daki hastanelerde yatmakta olan yaralı Türk askerleri de Ermeni hemşire ve doktorlar tarafından zehirlenmek suretiyle öldürülüyorlarmış

Van'daki duruma gelince: Ruslar bu sırada Muradiye, Özalp ve Başkale'den olmak üzere üç koldan harekete geçmişlerdi Şehirde ise Ermeniler isyan etmiş, 29 gündür Müslüman ahaliye karşı harp ediyorlardı Hatta bizim üç kışlamız vardı (Hacı Bekir, Aziziye, Toprakkale) Onar kişiden, yani birer manga asker nöbet tutardı Bu kışlalara da baskınlar yaparak askerlerimizi koyun gibi boğazladılar, kapı komşumuzun amcası Ali Çavuş da orada şehit olmuştu

Bizim zaten çok zayıf olan milis güçlerimiz mazgallar kazmak suretiyle savaşmaya çalışırken onlar makinalarla duvarlarda gedikler açıp her tarafı yaylım ateşine tutuyor; gazyağı tenekelerini döküp ateşe veriyor, kendileri yer altındaki mahzenlere iniyorlardı 29 gün boyunca bu zalim saldırılar devam etti Nihayet Müslüman ahalinin daha fazla kırılmaması için hicret emri verildi Vasıtaları olanlar vasıtalarıyla, olmayanlar büyük bir perişanlık içerisinde yollara düştük İnsanlar yollarda çocuklarını bıraktı, açlıktan, salgın hastalıktan kırıldı

Burada şunu hatırlatmak gerekir ki, Ermeniler yalnızca Van'da değil köylerde de büyük zulüm yapmışlardı Tımar'ın, Başkale'nin, Özalp'ın köylerinden Müslüman halkın evlerini ot tıkayıp ateşe veriyor, dışarı kaçmak isteyenleri de kurşunla, süngüyle öldürüyorlardı Zeve'de birkaç köyün halkı Ermenilere karşı birleşerek savaşmış; ancak mağlup olan yedi köyün halkı birkaç kişi dışında, burada toptan yok edilmiştir Şimdi anıt da dikilmiş olan bu köyde hâlâ, toplu halde katledilmiş insanların cesetleri çıkmaktadır

Sonra buradan hicret eden insanlar için oniki gemi tahsis edilmişti Dört tanesinde Van'da görevli memur ve aileleri vardı Tabii gemiciler de hep Ermeni'ydiler Dört gemi dolusu insanı bu gemicilerin yardımıyla adaya (Adır) çıkaran Ermeni fedailer bu insanların hepsini katlettiler Diğer sekiz geminin ahalisi de Tatvan yakınındaki bir adada tahassun etmiş olan Ermeniler tarafından yok edilmek istendi ise de onların silahları bulunduğundan savaşarak az bir kayıpla kurtulmayı başarmışlardır

Van'dan göç ettiğimizde önce Bitlis'e, oradan Diyarbakır'a gittik Yol boyunca Ermeni zulmünün izlerini gördük Nihayet Van'a döndükten sonra, gördüklerimizi, duyduklarımızı anlatacağım İnsanlara her türlü işkenceyi yapmışlar Allah rahmet etsin Yüz küsur yaşlarında İsa Hoca adında bir zat vardı Eşeğe binip gezmişler, Evlere baskınlar yaparak talan etmişler; kadınları kızları toplayarak Ziya Bey'in evine doldurmuşlar, hepsinin namuslarını defalarca kirletmişler Öldürdükleri insanları kuyulara atmışlar; hatta bizim camiin kuyusunu bile cesetlerle doldurmuşlar

Cevdet Paşa birinci defa Van'a girdiğinde, kocası harpte olup hayvanı olmadığı için gidememiş ve esir düşmüş bu kadınlardan 130unu jandarmalara teslim ederek Diyarbakır'a gönderdi Hatta bunlardan otuz kadarı da bizim evde kalırlardı Kirman eğirmek suretiyle geçimlerini sağlarlardı Onlara tayın de verilirdi Onların anlattıklarına göre Ermeni çetelerinden gördükleri zulüm ve işkencenin haddi hesabı yoktu Erkeklerin derilerini yüzmek, uzuvlarını kesmek; kadınların da namuslarını kirletmek, kazığa oturtmak gibi zulümlere maruz bırakıyorlardı

Biz Van'a dört sene sonra döndük Evvela iki sene kaldık: Van'a geri geldik: Ancak Rusların şehre girmesi üzerine yeniden göç etmek zorunda kaldık Bu defa Siirt'e kadar gittik Döndüğümüzde 200-250 kadar Ermeni hanesi Çarpanak Adasında tahassun etmişlerdi Türkler nasıl olsa gider, biz yine Van'a yerleşiriz diye umuyorlardı Bunların çoğu da sanatkardı ancak bir süre sonra çıkarılan kanunla koruma altında, hükümet tarafından Revan'a gönderildiler

Ancak yedi defa düşmanın girip çıktığı Van , Ermeni mahalleleri dışında tamamen harap olmuştu Van'ı yeniden imar ettik

http://wwwenteresanolaylarcom/resiages/66522jpg
Diyarbakır'ın Şark nahiyesine bağlı Hızır İlyas köyü Mersani deresi (23 Temmuz 1915) Hono ismindeki ermeninin başında bulunduğu çete tarafından hançer ve kurşunla şehit edilen erkek, kadın ve çocuklar

ŞEYH CEMAL TALAY
Baba Adı : Cimşid
Ana Adı : Fatma
Doğum Yeri : Van
Doğum Tarihi : 1901

Ermeniler, Ruslar'dan silah yardımı görüyorlardı Van'da konsoloslukları bulunan İngiltere, Fransa ve Amerika'nın teşvikleriyle Ruslar tarafından silahlandırmakta olan Ermeniler, 1915 yılı başlarında taşkınlıklarını artırmışlardı Ben o sıralarda 13 yaşında idim

Ruslar silah yardımını gizli yollardan yapıyorlardı Rusya'dan Trabzon limanına gönderilen ve oradan deve kervanlarıyla Van'a ulaşan şeker ve gazyağı yükleri içerisinde gönderilen yeni model silahlarla donatılıyorlardı Hangevenk'de (eski şehir meydanı) kervan mallarının dağıtımı yapılırdı;gazyağı tenekeleri içerisinde getirilen silahlar da gizlice Ermeni milislere verilirdi Ermeni isyancıların Van'daki lideri Aram paşa idi; ancak Taşnak komitesi reisinin adını hatırlamıyorum Hepsi de Van merkez olmak üzere toprak iddialarında bulunuyorlardı XI Fırka Van'da görev yapıyordu Seferberlik dolayısıyla bu Askeri kuvvetimiz Erzurum'a gitti Bundan cesaret bulan Ermeni çeteciler faaliyetlerini artırarak Müslüman ahaliye zulmetmeye başladılarFedailer, Müslüman köylere ve mahallelere baskınlar düzenliyorlardı Onlara karşı yalnızca, Diyarbakırlı İmam Osman Hoca önderliğinde, şehirde cephe dışında kalmış olan yaşlı ve askerlik çağından küçük gençlerden mürekkep milis kuvvetlerimiz vardı Şimdi o olaylardan hatırladığım bir tanesini anlatayım Biz Ermenilerle aynı okullara giderdik Ermeni komitacılarından olan bazı öğrenciler Rüştü adlı bir arkadaşımızı ders çalışmak bahanesiyle kandırıp evinden alıyorlar Okul, hükümet konağının yanında Onlar delikanlıyı Sanayi Çarşısı'nın olduğu yerdeki Isıtma köprüsüne getiriyorlar Irzına geçip,türlü hakaretlere uğrattıktan sonra öldürüyorlar Ailesi ertesi gün cesedi buldular Onun için bir de türkü yaktılarArabaya bindim belim büküldü,Zalim atlı vurdu, kanım döküldüAradım, bulamadım derdime derman, aman başıma FermanAman Mahmud Emmi kaldırın beniAradım bulamadım derdime derman, aman başıma Ferman,Kanımı kurtarmak için başıma çareBizim milis kuvvetlerimiz, şimdi Van Devlet Hastanesi'nin karşısında bulunan Mahmut Ağa kışlasında bulunuyorlardı Ermeniler ile harp etmeden bir gün önce milislerimiz nöbetteydiler Fakat Ermeniler geceden hazırlık görmüşler, Hükümet Konağı'nın duvarlarını delip mevzilenmişler Milislerimiz sabah namazı için kışlanın yanında akmakta olan bir akarsuda (Kara Mehmet) abdest alırlarken kurşun yağmuruna tutulmuşlar

Bir çok milisimiz orada şehit oldu Artık Müslüman ahali ile Ermeniler arasında çatışmalar başlamıştı Herkes sokaklara döküldü Bir kargaşadır aldı yürüdü Biz de kalktık okula gittik İki öğretmenimiz vardı; biri Selanikli, diğeri Edirneli Bize hadi yavrular, okul tatil oldu, helalleşelim, belki bir daha kavuşmak mümkün olmaz" dediler ve Ermeni kurşunlarına hedef olmamamız için ara yollardan gitmemizi tembihlediler

Okuldan ayrıldık, fakat biz birkaç arkadaşımızla yine eski yolumuzdan gidiyorduk Baktık Tebrizkapı'nın orada silah, mühimmat deposunu açmışlar, silah dağıtıyorlar, Ermeni çetelere karşı Müslüman ahaliye O sırada baktık birkaç Ermeni arka taraftan kaleye çıkıyor Silah dağıtan adama haber verdik Elindeki cephane sandığını yere atıp Analıkız'ın olduğu yerden onlara ateş açtı Ermeniler kaçtılar 2-3 Nisan 1331 tarihinde harp başladı Ruslar da 1330 (1914-15)'da henüz cepheyi yaramamışlar Fakat Çaldıran- Bahçesaray'dan geçip askerimizi arkadan sarmışlardı Molla Hasan köyünde karargah kurdular Hatta buradan askerimize cephane silah gönderilmek istendi ise de; malzemeyi ***ürmekte olan genç öğrenci ve yaşlılar soğuk sebebiyle ilerleyemediler Onlardan birçoğu kötü hava şartları yüzünden şehit oldularBiz de hiçbir yere hareket edemedik Fakat baharda Ermeniler iyice azıtmışlar; 10 Mayıs 1331 (1915) 'de Ruslar da Van'a doğru hareket etmişlerdi Bunun üzerine Vali Cevdet Bey'in emriyle biz de Van'dan muhacir olduk Harp sırasında ne alınabilirse onları alarak yollara düştük Ermeni zulmü öyle bir noktaya gelmişti ki, yaşlı, hasta, esir, kadın, çocuk hiç kimse kurtulamıyordu Mezalim o derecede ki, baş destekçileri olan Ruslar bile, Ermenileri bu tür hareketlerden men etmeye uğraşıyorlardıBenim anneannem, adı Mihri idi, dayımın birisinin belden aşağı felçli olması dolayısıyla, bizimle birlikte muhacir olamamıştı Bu olaylar sırasında dili tutulan anneannem daha sonra işaretlerle anlatmıştı Dayımın bıyıklarını etleriyle birlikte kesmişler Hacı Ziya Bey'in esirhane haline getirilen evine ***ürmüşler Oradaki esirlere envai çeşit eziyet etmişler; tâ ki Ruslar gelene kadar Alemiz muhacirliğe 23 kişilik bir kafile halinde çıktık Bitlis, Urfa yollarında ailemizin çoğunluğunu kaybettik Van'a ancak iki kişi olarak döndük Muhaceratta ilk durağımız Bitlis idi; 11 günde vardık oraya Sonra Siirt'te gittik, orada akrabalarımız vardı, bir-iki ay kaldık Rus'un yaklaşması haberi üzerine tekrar yola koyulduk Diyarbakır'a gidiyorduk 250 kişilik kafile idik Yollarda susuzluktan, açlıktan perişan olduk Oradan Kurtalan'a vardık Diyarbakır'a gittik Kebir köyüne indik Fakat sıcaktan dolayı fazla kalamadık Tekrar Van'a dönmek üzere yola çıktık

Zoh (Kurtalan)'a geldiğimizde; Rus'un tekrar Van'a girdiğini öğrenince Siirt'e gittik 1332 baharında da Bağdat'a gittik İngilizlerin oralarda ilerlemesi üzerine Mardin'e geldik 1333'te Urfa'ya geldik Urfa'ya giren Fransızlar Halep Ermenilerini şehre getirerek Müslümanlara eziyetlere başladılar 22 gün harp ettikSonuç malum yenildiler Nihayet 20 Mayıs 1331'de ayrıldığımız Van'a, Ekim 1337'de 23 kişilik aileden ayakta kalabilen iki kardeş dönebildik Van tamamıyla harabe olmuştu Ermeniler her tarafı yakıp yıkmışlardı Yalnızca Ermenilere ait olan evler yerinde duruyordu Hatta Türk ordusunun Van'a girmesi üzerine Türk Halkına reva gördükleri zulme misilleme yapılacağını düşünen 2000 kadar zanaatkar Ermeni Adır adasına sığınmışlardı Türk Hükümeti onların güvenlik içerisinde Revan'a gitmelerini sağlamıştı

http://wwwenteresanolaylarcom/resiages/27653jpg
29 Ağustos 1914 tarihinde Ermeni çeteleri tarafından Siverek-Urfa Yüksekyol ve Karacadağ civarında türbe ziyareti sırasında esir edilip canlı hedef yapılarak şehit edilen müslüman Türkler
Reklam
Cevapla
Etiketler

Seçenekler




Aktifpaylaşım Sistem Saati GMT +3 Olarak Ayarlanmıştır. Şu Anki Saat: 05:58


Gülücük

"Taklitler asıllarını yüceltir."

 
Valid XHTML 1.0 Transitional Powered by vBulletin, Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc. Copyright ©2007 Aktifpaylaşım Style designer by Grafikeditör
Sitemizdeki Materyallerin Kaynak Belirtilmeden Başka Sitelerde Yayınlanması Yasaktır.
Sitemiz En İyi Internet Explorer 7, En Hızlı Mozilla Firefox +2.0 ve 1024x768 Ekran Çözünürlüğünden Görüntülenebilir.


Sitemap - Reklam Ver - İletişim - Copyright - Site Haritası - Aktifpaylaşım - Top  
Aktifpaylaşım, Resimleri, Msn Messenger, Msn İfadeleri, Şarkı Sözü - Türkler ve Atatürk - RSS Feed Alexa Rank