Aktifpaylasim.Com Anasayfa Aktifpaylasim Community Aktifpaylasim.Com Arcade Film ArşiviDizi Film Aktifteam


Geri git   Aktifpaylaşım, Resimleri, Msn Messenger, Msn İfadeleri, Şarkı Sözü .::Her Telden::. .::Her Telden::. Türkler ve Atatürk Türkler ve Atatürk
Çocuk

Kemalizm

Türkler ve Atatürk forumunda bulunan Kemalizm konusunu görüntülemektesiniz. Avrupa BİrlİĞİ Ve Kemalİzm Türkiye’nin AB ‘ne üye olmasının Kemalizm’le bağdaşmadığı, üyeliğin tam bağımsızlık ve ulusal egemenlik ilkelerini ortadan kaldıracağını ...


Yeni Konu aç  Cevapla
Gösterim: 1092 - Cevaplar: 20  
Seçenekler
Alt 18-02-08, 22:41   #11
V.I.P Üye
 
thrash&heavy - Avatar
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Nerden: Tikenli Kasabası :D
Mesajlar: 3,856
Standart Cevap: Kemalizm
Avrupa BİrlİĞİ Ve Kemalİzm Türkiye’nin AB ‘ne üye olmasının Kemalizm’le bağdaşmadığı, üyeliğin tam bağımsızlık ve ulusal egemenlik ilkelerini ortadan kaldıracağını savlayanlar olduğu gibi, Atatürk’ün de batılılaşma yanlısı olduğunu, AB’nin, Türkiye’yi eğitip demokratikleştireceğini, zenginleştireceğini söyleyenler de çoktur

Kamuoyu, yoğun bir propoganda ile etki altına alınmış ve halkımızın yüzde ****eni AB üyeliğine olumlu bakmaya başlamıştır Bazıları AB’ nin Türkiye’yi kurtaracağına bile inanmaktadır

Konuya daha nesnel bakılırsa her iki yaklaşımın da yanlış olduğu hemen anlaşılır:

Kemalizm son erimde uluslararası bir eşitlik, anlayış ve işbirliği çağına işaret etmektedirBu bağlamda öncelikle bölgesel güvenlik ve işbirliği anlaşmaları olmak üzere daha geniş örgütlenmeleri de benimser Atatürk Döneminde bölgesel anlaşmalar yapılması ve Milletler Cemiyetine girilmesini buna örnek olarak gösterebiliriz Hatta Atatürk, bir Balkan Birliği oluşturulması için çaba harcamıştır Bu birliğin Avrupa Birliğine yol açmasını, böylelikle insanlığın birçok yıkımdan kurtulabileceğini düşündüğünü biliyoruz

Türkiye’nin gelişen koşullara bağlı olarak Avrupa Birliğine katılması da doğal sayılabilirAncak yapılacak anlaşmaların bağımsızlık ve egemenliğimize zarar vermesi de kabul edilemez

AB DEVLETLERİ BAĞIMSIZ DEĞİL MİDİR?

Biliniyor ki kişiler arasındaki anlaşmalar bile kuralsız olmaz Konulan anlaşma maddelerine tarafların uyması onların egemenlik ve bağımsızlıklarını kaybettikleri anl¤¤¤¤¤ gelmez Bu nedenle Avrupa Birliğine girersek bağımsızlığımızı yitiririz şeklindeki basit karşı çıkış doğru değildir Avrupa Birliği devletleri de bugüne değin bağımsızlık ve egemenliklerini kaybetmemişlerdir Sadece ortak çıkarlarını korumak amacıyla yeni bir birlik oluşturmuşlardır

Öte yandan, Türkiye AB’ ne katılabilmek amacıyla ödün veremez İçimizden bazıları bunu çok istese de Türkiye, gümrük birliği anlaşmasından gerekli dersleri almıştır

Ayrıca önemli olan Avrupa Birliğine katılmak değildir Bütün kurumlarıyla gelişmiş demokratik bir toplum olabilmektirÇağcıl üstün değerlere ulaşabilmektir Türkiye’nin yapması gereken de budur

O zaman AB temsilcileri Türkiyeyi üye yapmak için çok uğraşacaklardır O zaman, Norveç ve İsviçre’nin yaptığı gibi koşulları belirleyen taraf biz oluruzUnutmayalım ki Avrupa Birliği kara kaşımıza, kara gözümüze hayran değildir Üyeliğimiz onlar isterse, onlar için yararlı olursa gerçekleşecektir Yoksa Türkiye’nin demokratikleşmesi ve kalkınmasını asla kendilerine sorun etmezler Tersine geri kalmış, güçsüz bir Türkiye onların her zaman istedikleri bir şeydir

TÜRKİYE NE YAPMALI?

AB ülkeleri bu birliği kurmadan önce gelişmelerini tamamladılarTürkiye de gelişmesini tamamlamalıdır AB ile ikili anlaşmalar yapılıp ilişkiler bir düzene konulabilir Birliğe katılmak şu aşamada Türkiye için son derecede zararlıdır Zaten uğraşmak da boşunadır En azından on yıl daha Türkiye’nin üye olamayacağını açıkça söylemektedirler Öyleyse uğraşacak sorunumuz yokmuş gibi konuyu her an gündemde tutmanın anlamı yoktur Bu durum, gerçek gündemi saptırmak isteyenlerin işine yaramaktadır

Türkiye, yapacağı bütün anlaşmalarda karşılıklılık ve eşitlik ilkelerini esas tutmalıdır Kemalizmi yeniden kendine rehber edinmelidir

Kapitalizm değişerek varlığını sürdürürdü Sosyalist uygulamalar –en azından şimdilik- başarısız oldu Kemalizm ise birçok ülke için bir umut kaynağı olmaya devam ediyor Akılcılığı, bilimselliği, evrenselliği ve devrimciliğiyle her koşulda yolumuzu aydınlatabiliyorTarihsel koşullarda bir üçüncü dünya (mazlum uluslar) ideolojisi olarak ortaya çıkan Kemalizm, belki de kapitalizmle sosyalizmin sentezi bir ideoloji olarak mazlum ülkeler bir yana gelişmiş ülkelerde de temel değerleriyle öne çıkabilecektir

Bu arada, sözgelimi Kemalist laiklik anlayışı koşulların değişmesiyle özgürleşecek, sekülerleşecek, öteki Kemalist ilkeler de daha çağdaş yorumlanabilecektir

Emperyalizme karşı savaş veren Kemalist Devletin, emperyalistlere karşı kendi çıkarlarını korudukça, emperyalist emeller beslemedikçe, başkalarının emperyalist emellerine, sömürülerine alet olmadıkça AB; NATO, BM, DTÖ, İLO, FAO, İnsan Hakları Mahkemesi vb oluşumların içinde yer alması Kemalist ilkelerle çelişmez!

Karadeniz İşbirliği Örgütü, Akdeniz Birliği, Avrasya Topluluğu da Kemalizmle çelişmez

Bir tümce ile yinelersek:

AB’ne katılan ülkeler ulusal egemenliklerini ve bağımsızlıklarını yitirmediklerine göre Türkiye’nin de egemenlik ve bağımsızlığını yitirmesi söz konusu olamaz

Ayrıca:

AB, Türkiye‘nin çıkarlarıyla çelişirse birlikten ayrılma iradesi her zaman Türkiye’nin elindedir
Reklam
Alt 18-02-08, 22:42   #12
V.I.P Üye
 
thrash&heavy - Avatar
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Nerden: Tikenli Kasabası :D
Mesajlar: 3,856
Standart Cevap: Kemalizm
Kemalİzm Ve KÜrt Sorunu Kemalizm, “Kürt Sorunu”nun nedeni ve kaynağı değildir

Kemalizm, ayrımcı değil birleştiricidir Farklılıkları değil benzerlikleri öne çıkarır

Parçalanmış coğrafyalar, etnik ve dinsel kimliklere göre bölünmüş devletler emperyalizmin ve yeni dünya düzeninin amaçlarına hizmet eder

Kemalist Kuram’a göre Türkiye’de yaşayan herkes Türk Ulusu’ nun temel unsurunu oluşturur Çünkü, Anadolu Türk kültürü, Asyadan getirilen kültür ile Anadolu kültürlerinin harmanlanmasından oluşmuştur Anadoludaki eski kültürler ve bugünkü kültürel renkler, bu ana kültür içinde birer ögedirler Bu farklılıklara sahip olanlar “ tasada ve kıvançta” kendilerini Türk görüyorlarsa, Ermeni, yahudi, Rum, Laz, Kürt, Arap değil, Türktürler

Türkiye Cumhuriyetine yurttaşlık bağı ile bağlı olan bazı insanların “ ben Kürdüm” ya da “ben Laz’ım” demeleri doğaldır Resmi bir gerekliliği olmamakla birlikte,herkesin kökenini ifade etme özgürlüğü vardır Buradaki “ben Kürdüm” söylemi, farklı bir kökenden geldiğini anlatır Anlaşmazlığın, karşıtlığın, ayrımcılığın gerekçesi değildir Bunu, bireylerin ayrımcılık amacıyla söylemesi de önemli değildir Düşünce özgürlüğüne girer Kürt sorunu,1970’li yıllarda “ulusal sorun “ adı altında yoğun olarak tartışılan bir konuydu İnsanlar, dergiler, gazeteler arasında tartışılan en önemli gündem maddelerinden biriydi Nitekim, bu tartışmalar düşünce özgürlüğünün gereğidir, diye normal karşılanmıştır

Eğer kitleler ayrı bir devlet kurmak amacıyla ayaklanmışsa, işte o zaman gerçek anlamda bir etnik sorunumuz var demektir Türkiye’de hiçbir etnisitenin böyle bir söylemi, Türkiyeden ayrılma istemi olmamıştır Zaten,birbiriyle etle tırnak gibi birleşmiş toplulukları ayırmanın olanağı da yoktur Kürtlerin çoğunluğu batı bölgelerimizde yaşıyor ve ayrımcılığı istemiyorsa, doğuda yaşayanlardan ise ancak 13-15 yaşlarındaki çaresiz çocuklar kandırılıp dağa çıkarılmışsa, arkasında emperyalizm de olsa, hareketin temeli zayıftır Macera bir gün biter Halka uygulanan zor ve şiddet, geride bitimsiz acılarla onulmaz yaralar bırakır

SORUNUN KAYNAĞI

Bu sorun, cumhuriyetimizin ilk yıllarında da bir tehlike haline dönüşmüştü O zaman da emperyalist güçler bu yoksul ve bilisiz halkın temsil eden feodalleri kandırmıştı

Bölgenin feodal yapısı suistimallere açık olduğu için bugün de yine bir ‘Kürt sorunu’ yaşanmaktadır

Bugünkü ‘Kürt Sorunu’ nda KEMALİST DEVRİM’in terk edilmesi, dengeli bir kalkınmanın sağlanamaması ve bölgedeki feodal yapının -karşıdevrimci- iktidarlarca korunması temel nedenlerdendir

Kemalist ideoloji’ ye göre tek ulus, tek dil, tek devlet vardır Bütün kimlikler TÜRK üst kimliği altında bir çeşitlilik oluştururlar Türkiye’de 17 dil ,28 farklı uygarlığın kalıtı vardırFarklı etnik gruplar yörelerinde kültürlerini yaşatmakta, yayın yapabilmekte, dillerini konuşmaktadırlar

Ancak,ulusal eğitim dili tektir Ancak bu yolla modern ve güçlü bir ulus olarak dünyadaki yerimizi alabiliriz

Türkiye’de büyüyen bir etnik sorun varsa öncelikle KEMALİST kuralların yaşama ne denli geçirilebildiğine bakmak gerekir

Biliyoruz ki devlet Kemalizm’i terk etmiş, bölgedeki feodal yapıyı değiştirmek için yeterli çabayı göstermemiştir Bölgenin kalkınması ve aydınlanması için gerekenleri yapmaktan kaçınmıştır Etnik,feodal, dinsel ve coğrafik koşulların olumsuzluğu düzeltilememiştir Siyasal ve toplumsal sorunların üzerine –her bölgede olduğu gibi- sert bir şekilde gidilmiş, birleştirici politikalar yeterince izlenmemiştir

Yine biliyoruz ki KÜRT SORUNU, emperyalist güçlerin bölgedeki çıkarları için azdırdıkları bir sorundur

Yüzyıllardır bölge halkı, olumsuzluklar içerisinde yaşam savaşımı vermiş, bir o yana, bir bu yana savrulmuş, büyük devletlerin çıkarlarına alet olmuştur

Uzun bir tarihsel süreç boyunca kederde ve kıvançta ortak olan Türk ve Kürt kavimleri “mazlum” halklar olarak emperyalizme karşı savaşmışlar, Türkiye Cumhuriyeti’ni birlikte kurmuşlardır

“Ne Mutlu Türküm Diyene” sözü bu birliğe ve sonra da elde edilen başarılara bir övgüdürSayısız uygarlığın hüküm sürdüğü, şu anda 20 dolayında dilin konuşulduğu Türkiye Cumhuriyeti’nde KEMALİZM ırksal, mezhepsel, dinsel hiçbir ayrım gözetmez Çünkü, DÜNYANIN EN ÇAĞCIL ULUSALCILIĞI KEMALİST ULUSALCILIKTIR

İNGİLTERE DÖRDE BÖLÜNÜR MÜ?

Uluslaşma sürecinde İtalya’nın, Almanya’nın Fransa’nın, İngiltere’nin çeşitli bölgelerinde dil ve ırk farklılıkları vardı Ben ayrı bir dil konuşuyorum diyen her etnisite ayrı bir ulusal devlet kurabilseydi bugünkü Avrupa devletlerinin sayısı birkaç kat fazla olurduModern uluslaşma, kabilecilik, aşiretçilik, ırkçılık üzerine kurulmamıştır

TÜRK DEVRİMİ süreci otoriter bir yönetimi zorunlu kılmıştırDünyadaki faşist diktatörlüklerle hiçbir benzerliği olmayan bu devrimci yapıyı “faşist” olarak nitelemenin hiçbir bilimsel dayanağı yoktur Böyle bir sav sadece iddia sahiplerinin cehaletini kanıtlar

“Türkiye Cumhuriyeti son tahlilde emperyalisttir Kürt ulusunu ezmiştir Kürdistan’ı sömürgeleştirmiştir, Kurtuluş savaşı antiemperyalist değildir”, diyenler ya ülkelerini, toplumlarını, tarihlerini bilmiyorlar, ya da belli çıkarlara kulluk etmektedirler Kemalizm’i böyle tutarsız, yalan suçlamalarla karalamaya çalışmak hem bilimsel hem de ideolojik yoksulluktur

Devrime karşı bütün kalkışmaları yok etmek devrimciliğin gereğidir Bu kalkışmalar doğuda da batıda da olmuştur Ve aynı kararlılıkla yok edilmişlerdirKeşke sonraki dönemlerde de devrim -her açıdan - aynı kararlılıkla korunabilseydi

DEVLET HER YERDE AYNI

Bugün bile halkımız yoksul ve cahildir Kuzey Anadolu’nun, Torosların köyleri de doğudaki köylerimiz kadar yoksuldur, olanaksızdır

Türkiye’deki bütün köylüler jandarmadan korkarlar Doğu ve güneydoğu köylülerinin bu konuda -olağanüstü durumlar dışında- ayrıcalıkları yoktur

Kemalizm, bütün bu olumsuzlukları giderecek kuralları ilkeleştirmiş, bir ideolojiye dönüştürmüştür Bunların sorumlusu Kemalizm değildir Halkın cehaletinden, yoksulluğundan, dinci gericilikten yararlanıp iktidarlarını sürdürenlerdir Halkçı-Devletçi Kemalist çağdaşlaşma projesini terk edenlerdir

Öyleyse KÜRT SORUNU’nun çözümü KEMALİZM’dedir Kemalizm’e dönüştedir

Dinci gericiliğin, etnik ayrımcılığın bitirilmesinde çözüm KEMALİZM’dedir

Rüşvet, yolsuzluk, dolandırıcılık, çetecilik, hayali ihracat, hortumlama, kara para, uyuşturucu, kaçakçılık, susurluk, banka boşaltmavb

Ve siyasete sıfır düzeyine inen güvensizlik !

Kemalizm’de asla olmaz

KEMALİST TÜRK DEVRİMİ tamamlanmalıdır!
Alt 18-02-08, 22:42   #13
V.I.P Üye
 
thrash&heavy - Avatar
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Nerden: Tikenli Kasabası :D
Mesajlar: 3,856
Standart Cevap: Kemalizm
Kemalİst UlusÇuluk Atatürk Ulusçuluğu, yaygın ulusçuluk akımlarına benzemez O, yurtseverlik anlayışına dayalı bir kültür ulusçuluğudur Bu nedenle herhangi bir ulusçuluk anlayışından daha üstün ve çağcıldır

Kemalist Ulusalcılıkta Türk Tanımı :

TÜRK, Anadolu toprakları üzerinde yaşayan, keder ve kıvançta dayanışma içinde olan insanların ortak adıdır Ne Mutlu Türküm Diyene, özdeyişi Anadolu’da yaşayan, kökeni ne olursa olsun, kazanılan utkularda payı olan herkesin ortak kimliğini anlatır Ortak başarı, ortak bir ada dönüşür Kemalist Ulusalcılık, çoğunluğu oluşturan Türk adı altında, varlık bilincine ulaşamamış, feodaliteden kurtulamamış toplulukları modern bir ulus olarak birleştirir, çağdaşlaşma amacına yöneltir

Kemalist Ulusçuluğun (Atatürk Milliyetçiliği’nin) özellikleri şunlardır :

· Ulusal sınırlar içinde yaşayan, aynı yazgıyı, keder, ve kıvancı paylaşan herkes Türk’tür Türkiye halkları değil, Türk Ulusu vardır”Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Ulusu denir

· Hem Asya’dan getirilen , hem de Anadolu’nun geçmişten gelen kültürlerine sahip çıkar Bugünkü Türk kültürü bu harmanlamadan oluşmuştur

· Irkçı , saldırgan ve yayılmacı değildir, barışçıdır Öteki uluslara saygılıdır”Biz öyle milliyetçileriz ki bizimle işbirliği yapan bütün uluslara saygı duyar ve itibar ederiz

· Tüm uluslar insanlık ailesinde hakları ve ödevleri bulunan birer toplulukturTürk Ulusu insanlık aleminin içtenlikli bir ailesidir

· Ulusların güçsüz toplumları sömürmesine karşıdır

· Kemalist ulusalcılık, insancıl, evrensel ve çağcıldır

Ulus olmak, demokrasiye geçebilmenin ön koşuludurAşiret, boy, kavim, ulus aşamalarını geçmeden çağdaş, ulusal bir toplum olunamaz!

Ulusçuluk, kapitalizmin getirdiği bir kavramdır Daha önceleri inançlar, boylar,kavimler ve kabilecilikler geçerliydi Eski Türk boylarında da bu böyledir Bugün hepsine Türk adını verdiğimiz yüzlerce topluluk, birbirlerini kırarak varliklarını sürdürmeye çalışmışlardır Tarihte kurulan ilk ulusal (milli) Türk devleti, Türkiye Cumhuriyetidir Anadoluda gelişen Türk ulusçuluğu da Kemalist ulusçuluk (Atatürk ulusçuluğu) adını alır

İçte , ırkçı ve yayılmacı olmayan çağcıl bir ulus yaratmak, Kemalist ulusalcılığın ilk amacıdır

Bundan sonra;

“Dünyadaki uluslar topluluğunun eşit haklara sahip bir üyesi olmak” amacı gelir Bunun için “yurtta barış , dünyada barış” ilkesini benimsemek gereklidir

“Sömürgecilik ve yayılmacılık yeryüzünden yok olacak ve yerlerine hiçbir renk, din, soy farkı gözetmeyen yeni bir işbirliği ve uyum çağı egemen olacaktır”

“Türk ulusu, ulusal duyguyu insani duyguyla yanyana düşünmekten zevk alır

“İnsanlar, daima yüksek, soylu ve kutsal amaçlara yürümelidirler

KEMALİST ULUSALCILIK, bütün dünyaya örnek olacak özellikler göstermekte, çağcıl bir ulusalcılık anlayışı olarak durmaktadır Dünyada etnik parçalanmalar, yıkımlar artarken, Kemalist Ulusalcılık ulus devletler için, aydınlık bir geleceğin temel harcını oluşturmaktadır
Alt 18-02-08, 22:42   #14
V.I.P Üye
 
thrash&heavy - Avatar
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Nerden: Tikenli Kasabası :D
Mesajlar: 3,856
Standart Cevap: Kemalizm
Kemalİzm Ve Resmİ İdeolojİ Türkiyede, aralarında ideolojik kavga yürüten gruplar bile Kemalizm’e saldırma konusunda birbirleriyle anlaşıyorlar

Sağcısı, solcusu, dinlisi, dinsizi, ırkçısı, liberali, numaralısı Ne zaman,nerede bir olumsuzluk görseler hemen suçluyu ilan ederler:

“-Resmi ideoloji! “

Resmi ideoloji, doğru adı koyarsak Kemalizmdir Kemalizm,Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş ideolojisi olarak anayasalarında yer almıştır

Yolsuzluk ve yoksulluktan kurtulamıyorsak; gecekondular büyük kentleri boğmuş, sefalet görüntüleri her gün yüreğimizi acıtıyorsa; mafyatik ilişkiler devleti kuşatmış, bürokrasi batmışsa; dinciler azmış,Kürtler isyan etmişse; siyasal partiler feodal aşiretlere dönmüş, devlet iflas etmişse; dışarıdan borç bulmayı başarı, bu paraları yemeyi kalkınma sanmışsak

Nedeni, resmi ideolojidir Yani Kemalizmdir Kimi açıkça suçlayabiliyor Çoğu da incelik gösterip, resmi ideolojiyi diyebiliyor Aslında, başımıza ne gelmişse hepsinin sorumlusu Kemalizmdir onlar için

Şu Kemalizmden bir kurtulsalar herşey yoluna girecek !

Önce en kısa yoldan yanıt verelim:

· · · Yakın tarihte ve bugün Türkiyede görülen olumsuzluklarla Kemalizmin hiçbir ilişkisi kurulamaz

· · · Bütün bu olumsuzluklar Kemalizmden kopmanın sonuçlarıdır

· · · Resmi ideoloji ve başka söylemlerle Kemalizme saldıranların birçoğunun, bu olumsuzluklarda rolü vardır ve bundan yarar sağlarlar

Şimdi, konumuza girebiliriz:

Türkiyede Kemalizm, 1919- 1938 yıllar arasında inşa edilmiş, geliştirilmiş ve uygulanmıştır 1938 yılından sonra ise hiçbir zaman tam olarak Türkiyenin resmi ideolojisi olmamıştır

1938-1950 yılları arasındaki İnönü dönemine, öteki adıyla “mili şef ” rejimine yakından bakalım:

Devrimin 14 yıl başbakanlığını yapmış olan İnönü, kuşkusuz KemalisttirDaha önce Atatürkün yönlendirmesi ve desteğiyle başarılı olmuştu Tek başına kalınca devrimi geliştirmek bir yana, korumakta da başarılı olamadı Devrimci ilerleme frenlendi, durdu Daha sonra CHP, popülist oynamaya, iktidar olmak için ödün vermeye başlayınca gericileşti Fakat, kitleleri kazanmayı başaramadı Karşıdevrimci cephe DP’de birleşti

Muhalefeti savaş yıllarında kontrol edebilen İnönü, savaş sırasında çekilen sıkıntıların, yoklukların, baskıların da sorumlusuydu

Halkevleri ve Köy Enstitülerinden rahatsız olanlar “Çiftçiyi Topraklandırma Yasası” ndan sonra “dörtlü Takrir” denilen önerilerini vererek hareketi genişlettiler özgürlükçü demokrasi ve liberal ekonomiyi esas alan bir siyasal parti ( ! )kurdular Bunda, İkinci Dünya savaşından sonra Batı dünyasında esen demokrasi rüzgarlarının, İnönü’nün Batı’daki gibi bir çok partili sistem oluşturma düşüncesinin rolü büyüktür

DP’ nin 1950 seçimlerinden iktidar olarak çıkmasını bir demokrasi devrimi olarak görenler vardır Kitleleri kandırıp iktidar olmak bir devrimse, bunu bir başka şekilde 12 Eylül Cuntası da yapmıştır 1950 seçimlerinde iktidar olan halk değil, meşrutiyet döneminin “Hürriyet ve İtilaf” partisi, 1924’ün “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası”, 1930’un “serbest cumhuriyet fırkası” dır Sadece adı “Demokrat Parti” olmuştur O kadar Kazanan işbirlikçi Kapitalizm, kaybeden Kemalizmdir

Bunu ortaya daha net olarak koyabilmek için konuyu biraz daha açalım:

1940’ların ikinci yarısında CHP iktidarının gerici yüzünü görüyoruz Kemalist devrim de o günlerden beri gözardı edilmektedir

1947’den itibaren Köy Enstitüleri yozlaştırıldı Tonguç ve Bakan H Ali Yücel görevlerinden alındılar Öğrenciler yönetime katılamaz oldular Kız-erkek karma öğretim kaldırıldı MEB dünya klasikleri enstitü kitaplıklarından toplatıldıYüksek köy enstitüsü kapatıldı İş eğitimi kaldırıldı Enstitülü öğretmenlere çalıştıkları köylerde toprak verilmesi güçleştirildi Tan Olayı yaşandı Pertev N Boratav, Niyazi berkes, Behice Boran gibi öğretim üyeleri DTCF’den atıldılar

DP’ den Menderes, 1947 yılında KİT’lerin bütçeye yük olacağını,bir milyar dolayında olan bütçenin bu yüzden iki milyar liraya ulaşacağını söyleyerek, bugünkü liberal sanılan söylemleri o zamandan başlattı

CHP’nin 1946 kurultayında devrimcilik ilkesinden ödün verildi Kurultayda,”laiklik ve din eğitimi” başlığı altındaki tüzük maddesinde bulunan “dini düşünceleri dünya işlerinden ve siyasetten ayrı tutma” tümcesindeki “siyaset” sözcüğü tüzükten çıkarıldı Böylece ,”dini düşüncelerin” siyasete karışması özgürleştirildi

Halkevlerine yeni bir düzen verme yoluna gidildi Bu gidiş, 1951’de Halkevlerinin kapatılmasına varacaktır

“ Büyük Yol “ Dergisi, “anayasada laiklik prensibi yazılı kalırsa dinci; cumhuriyetçilik yazılı kalırsa padişahçı; inkılapçılık yazılı kalırsa muhafazakâr; halkçılık ve milliyetçilik yazılı kalırsa sınıfçı bir parti kurulabilir mi? “ diye bütün Kemalist ilkelere karşı olduğunu yazabildi CHP’li Necmettin Sadak da, ”devletçilik yalnız demokrasiye değil, insanlık ve ahlaka da aykırıdır” başlıklı yazı yayınla¤¤¤¤¤ bu saldırılara katıldı

İnönü 1950 seçimlerine giderken, 6 ok’un anayasa metninden çıkarılacağını söylüyordu Devlet okullarında din öğretimi başlatılıyor, imam-hatip okulu ve ilahiyat fakültesi açılıyordu

Görüldüğü gibi Kemalist Devrimin kazanımları, önce devrimin partisi tarafından harcanmaya başlandı

Bunların üzerine DP propogandalarının sadece iki tanesini ekleyelim Devlet ve demokrasi anlayışındaki yalan ve bayağılığın daha o dönemde nerelere vardığı daha iyi anlaşılsın:

“Askerlik yok, vergi yok, hürriyet var ! “ “ 6 oku mu seçersiniz, yoksa Kuranı mı ? “ Bu propogandalar bugünlere kadar benzer şekillerde sürdürüldü Örneğin 1950’lerde “CHP iktidara gelirse camileri ahır yapacak” denilebilmiştir

Sonunda 1950 seçimleri yapıldı DP, ezici bir çoğunlukla iktidar oldu Hemen Ezan’ın Arapçalaştırılmasından başla¤¤¤¤¤ “millete mal olmuş” ve “millete mal olmamış inkılaplar” ayrımı ile yoluna devam etti

On yıl boyunca içerde dinsel söylemlerle iktidarını korudu Tarikatlar yeniden güç kazandılar Toprak ağaları, şeyhler, kompradorlar ittifakı yürütüldü Dış politikada “tam bağımsızlık” ilkesi yerine, ABD’ koşulsuz bağımlılık ilkesi benimsendi DP iktidarı, giderek, kandırılmış kitlelere dayanan bir “çoğunluk diktatörlüğü” ne dönüştü Kemalizmden dönüş kesinleşti Ve Türkiye, emperyalizmin bir ileri karakolu olarak 40 yıl boyunca sınırda nöbet tuttu

27 Mayıs 1960 eylemi, bu gidişi seçimle engelleyemeyen Kemalist bürokrasinin iktidarı zorla ele geçirmesidir Belki tek olumlu tarafı da gerçekten demokratik ve ileri bir anayasayı Türkiye’ye kazandırmasıdır Kısa süre sonra toplumsal ve ekonomik yasalar yeniden kendini gösterir Adalet Partisi, kendi küllerinden yeniden doğan efsanedeki kuş gibi DP’nin devamı olarak siyaset sahnesindeki yerini alır,iktidar olur

12 Mart, özgürlük ortamından yararlanan aydınların, sanayi burjuvazisinin yarattığı işçilerin ve emekçilerin seslerini kesen bir başka bürokrasi hareketidir 12 Eylül 1980 darbesi ise, 12 Martın eksiğini tamamlayan,Türkiye kapitalizmini uluslararası kapitalizme bağlayan bir harekettir Bu kez toplumun çeşitli kesimleri arasında planlı bir şekilde yaratılan yıldırı ve anarşi ortamı gerekçe olarak kullanılmıştır Sonucu, içerde işbirlikçi ve dinci gericiliğin yükselmesi, bütün ilerici unsurların yok edilmesi, Kemalizmin tasfiyesi, Türkiyenin koşulsuz tam bağımlı duruma düşmesidir

TSK geçen süre içerisinde -geç de olsa- yanlışını görmüştür Bürokrasinin öteki unsurları ise daha çok bozulmuş, daha çok gericileşmiştir

1946’dan bu yana Türk Devrimine karşı savaşım verenler, Osmanlı dönemindeki feodalitenin,ulemanın,bankerlerin,kompradorların uzantılarıdır Tarihsel olarak gericilik ve işbirlikçilik şu ya da bu şekilde Türkiyede iktidarları kontrol edebilmektedir Son yarım yüzyılda, Türk Devriminin bozuk para gibi harcanması bu yüzdendir

Her şeye karşın, yirmi yılda gerçekleştirilen devrim yarım yüzyılda bile henüz bitirilememiştir

Bugün karşılaştığımız her soruna dikkatlice bakarsak,nedeninin Kemalizmi inkar etmek ya da onu sömürmek olduğunu görürüz

Kemalizmin resmi ideoloji olduğu savına gelince, bunu söylemek insanı ancak gülünç duruma düşürür Kemalizm yolu terk edileli elli yıl geçmiş Bugün, hemen hiçbir uygulaması Kemalizmle örtüşmeyen bir ülkede, elli yıl önce ortadan kaldırılmış olan Kemalizmi sorumlu tutmak, olsa olsa bilgisizlik, kasıt ya da sorumsuzluktur Ulus ve ülke düşmanlığıdır

Kemalizm, sorun değil çözümdür Okuma ve yazması olan, kafası çalışan herkes bunu kolaylıkla öğrenebilir

Bütün bunlardan anlaşılabileceği gibi Türkiyede resmi ideoloji arayanlar aradıklarını bulamazlar Bizde yaygın olan tutarsızlıktır İdeoljisizliktir Çok zorlarsanız, ırkçılık, dincilik, batı uşaklığı, küreselcilik, mafyacılık ve Atatürk düşmanlığının zaman zaman resmi ideoloji haline geldiğini görürsünüz Kemalizmi göremezsiniz

Atatürkçülüğün sadece bol miktarda adı var! Kendisi yok ! Ekonomide, politikada, eğitimde ya da hangi alanda olursa olsun Kemalist bir uygulama gören varsa beri gelsin !
Alt 18-02-08, 22:42   #15
V.I.P Üye
 
thrash&heavy - Avatar
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Nerden: Tikenli Kasabası :D
Mesajlar: 3,856
Standart Cevap: Kemalizm
Kemalİzm Bİr İdeolojİ Mİdİr? Kemalizm’i bir ideoloji olarak tanımlamıştık Şimdi ideolojinin ne olduğunu da ortaya ko¤¤¤¤¤ konuyu açalım :

İDEOLOJİ (Düşünyapı), siyasal ve toplumsal bir öğreti oluşturan düşünce sistemlerinin genel adıdır Ya da “toplumun maddi altyapısınca belirlenen siyasal, dinsel, felsefesel,sanatsal vb düşünce biçimlerinin tümü”dür(Hançerlioğlu,Fels Ans)

Hristiyanlık, kapitalizm,sosyalizm, büyük ideolojilerdir Bunların içindeki çeşitli akımlar, ya da insanları belli bir dönem etkilemiş felsefi görüşler de orta ve küçük çaplı ideolojileri oluştururlar Kalven’cilik, Kant’çılık, Aristo’culuk, Lenincilik, vb gibi

İdeolojiler kendi içlerinde tutarlı birer sistem oluştururlar Özlerini koru¤¤¤¤¤ zamanla değişebilirlerDeğişmezlerse ortadan kalkabilirler de Bilimsel değil kuramsaldırlar Belli bir kişi tarafından oluşturulabileceği gibi bir süreç içerisinde de ortaya çıkabilirler

Kemalizm’in bir ideoloji olmadığını savlayanlar da vardır Bunlar Kemalizm’in önceden hazırlanmış bir kuramının olmadığını, sonradan da yazılmadığını, Mustafa Kemal’in bir düşünür olmadığını, bu nedenle Kemalizm’in bir ideoloji olamayacağını söylemektedirler

Bu sav, bilgisizcedir Bunlar, Kemalizm’in bir ideoloji olmadığını göstermez Tersine onun özgün bir ideoloji olduğunu kanıtlar Bilineceği gibi büyük ideolojiler masa başında oluşmazBir süreç içinde gelişir Örneğin, hristiyanlık, İslamiyet, Hinduizm vb

Kemalizm, önemli bir ideoloji olduğunu kanıtlayan özelliklere sahiptir :



· · Bir düşünür tarafından yazılmamakla birlikte bütün kurallarıyla uyumlu, tutarlı bir sistem oluşturmaktadır

· · Kemalizm eylemle koşut bir gelişme izlemiştir Değişen ve gelişen koşullara uyar, bilimsel ve gerçekçidir İdeolojiler değişmez savı da yanlıştır Kemalizm bu yönüyle katı ideolojilerden ayrılırDeğişen koşullara uyum sağlayan ideolojiler yaşar Katı ideolojiler ölür

· · Kemalizm yaşıyor Çünkü, gelişen koşullar içinde sürekli bilimsellik ve akılcılıkla yenilenme onun temel ilkesidir

· · Uygulamayla doğruluğu kanıtlanmıştır

· · Sınıfa değil, ulusa dayanır Bölücü değil, birleştiricidir

· · Totaliter rejimlerde görüldüğü gibi yıldırı eylemleriyle kalkınma sağlamamıştır

· · Özgündür Herhangi bir düşün sisteminden alınarak uygulanmamıştır

· · Emperyalist işgale karşı ilk ulusal kurtuluş savaşı eylemidir Ezilen uluslara hem bağımsızlık savaşıyla hem de çağdaşlaşma çabalarıyla örnek olmuştur Kemalizm kavramı dünya literatüründe bunun karşılığıdır Birçok üçüncü dünya ülkesi Kemalist ilkeleri benimseyip uyguladığı için evrensel bir modeldir

Bunlara, başka nitelikler de eklenebilir

Görüldüğü gibi, Kemalizm 20 yüzyıl başlarında, emperyalizmin dünyayı paylaştığı bir ortamda ortaya çıkarak yeni ve özgün bir ideoloji olarak tarihsel işlev görmüştür

Bugün de bu işlevini sürdürmektedir
Alt 18-02-08, 22:43   #16
V.I.P Üye
 
thrash&heavy - Avatar
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Nerden: Tikenli Kasabası :D
Mesajlar: 3,856
Standart Cevap: Kemalizm
Kemalİzm Nedİr? Kemalizm,en kısa tanımla,Türk ulusunun çağdaşlaşma ideolojisidir

Türk Devrim sürecinde izlenen yöntemler ve gerçekleştirilen eylemler; uygulamayla doğruluğu kanıtlanan kurallar olarak ortaya çıktı Devrimin içinden süzülüp gelen bu kurallar Kemalizm’i oluşturdu Devrim sürecinde ve devrimin önderi tarafından ortaya konulan bu kurallar Kemalizm’in ilkeleridir İlkelere bir bütün olarak Kemalizm (Atatürkçülük) adı verilmektedir

Bir başka tanımla Kemalizm, Türk Kurtuluş Savaşında ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda temel olan fikir ve ilkelerin tümüdür

“Kemalizm, kapitalist ve sosyalist sistemlerin analiz ve sentezinden doğmuş, anti-emperyalist bir yöntemdir” (ideolojidir) (KOdabaşı)

“Kemalizm (Atatürkçülük) , kaynağını Türk Ulusal Kurtuluş Savaşından alır Amaçladığı toplum ve devlet yapısı, batının usa, bilime dayalı çoğulcu, özgürlükçü demokrasi anlayışıdır”(Suna KİLİ)

Kemalizm, altı ana ilke ve bütünleyici ilkelerden oluşur :

Ana ilkeler; Ulusalcılık (ulusçuluk, milliyetçilik), Halkçılık, Cumhuriyetçilik, Laiklik, Devletçilik, Devrimciliktir (inkılâpçılık)

Bütünleyici ilkeler anayasaya girmediği için , kesin sayılarını belirtmek zordur Ayrıca Kemalizm, kuramcıların oturup yazdıkları ve sonra toplum yaş¤¤¤¤¤ uygulanan bir sistem değildirYaşamın ve savaşımın içinden doğmuş, sonra sistemleştirilmeye çalışılmıştırBu nedenle bütünleyici ilkeler, değişik kaynaklarda, değişik sayılar ve adlarla belirtilmektedir Bu durum, bütünleyici ilkelerin önemini azaltmaz Çünkü, bütünleyici ilkeler göz ardı edilirse Kemalizm anlaşılamaz Çoğu kez bu yanlışa düşülmüştür Bu yüzden Kemalizmi sadece altı ilkeden ibaret sanan, onları da yeterince kavramamış insanlar çoktur Aydınlar arasında bile!

Bütünleyici ilkeleri şöylece sıralayabiliriz :

1-Tam bağımsızlık 2-Ulusal Egemenlik 3-Akılcılık ve bilimcilik 4-Gerçekçilik 5-Çağdaşlık 6- Barışçılık 7- İnsancıllık 8- Evrensellik 9- Emperyalizm karşıtlığı 10- Eşitlikçilik 11-Ulusal birlik, 12- Ülke bütünlüğü

Önemli bir uyarı; Kemalizm’in bütün ilkelerini kafamıza göre değil, içeriğini doldurarak kavramalı ve yorumlamalıyızİşte bu yüzden, önce iyi okumalı ve anlamalıyız İlkelerin adlarına ve sözcük anlamlarına göre kestirmeden varacağımız yargılar bizi yanıltır Yanlışa düşeriz Türkiyede siyasi çevreler de bu yanlışa düşmekte, bir çok sorun, sırf bu yüzden çözümsüz kalmaktadır
Alt 18-02-08, 22:43   #17
V.I.P Üye
 
thrash&heavy - Avatar
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Nerden: Tikenli Kasabası :D
Mesajlar: 3,856
Standart Cevap: Kemalizm
KEMALİZM:
Kemalizm’in dayandığı temel ilkeler,bir anlamda Kemalizm’in içeriğini oluşturmaktadır
Kemalizm,İstiklal Mücadelesi ile başlamıştır İstiklal Mücadelesi millet gerçeğine inanış ve varışın bir zaferi olmuştur Kemalizm herşeyden önce,medeni ve insani nitelik bir taşıyan Türk Milliyetçiliğini ifade etmektedir
Kemalizm,önce millet haklarını tanıma ve tanıtmadır Millet egemenliğinin ifadesidir Kemalizm bir kurtuluştur,milletçe bağımsızlığa kavuşmadır Kemalizm aynı zamanda çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmadır,bir diğer anlamda modernleşmedir,hür fikir ve düşüncedir;hürriyet ve demokrasi anlayışıdır Kemalizm modern bir toplum hayatı yaşama,Türk toplumuna uygun sosyal siyasal kurumları kurma ve modern toplum olma demektir
Kemalizm önce bir Milli Mücadele gerçeğidir Milli Mücadelede doğmuş,gelişmiş ve ondan sonra da oluşmuştur Kemalizm,Türkiye’nin gerçeklerinden doğmuştur,ulusal bir anlayışlada çağdaş uygarlık düzeyinin de üstüne çıkmayı amaç bilmiştir
Kemalizm önce Türkçülük demektir,Türk milletini sevmek,onun yüksek ideallerine bağlı kalmak demektir
Kemalizm,insan şahsiyetine kıymet ve değer verir Kemalizm,hürriyet,hür düşünce ve duygu demektir Kemalizm,bir diğer yönden de,Atatürk ilkelerine bağlı kalarak Türk milletini ileri hedeflere yöneltmek ve insanlık ailesi içinde ona en şerefli yeri vermek demektir
Atatürk fikir ve ideali,insanlık ölçüsünde,insani değerlerin en iyi kıymetlendirilmesidir İnsanlığın tararına her hizmet,insanı insanlaştıran her moral ve manevi değer Atatürk’ten geçer
Kemalizm,Türk Devrimi ile oluşmuştur;bir yönü ile Türk Devrimi ile eş anlama gelmektedir
Türk Devrimi bir fikir ve ideal olarak doğmuş,ihtilalle birlikte eski düzenle ilgisini kesmiş,Milli Bağımsızlık mücadelesi ile düşmanı Ata yurdundan atmış,asıl amacına varan yolda zafer kazanmıştır Türk Devrimi,Türk tarihinin derinliklerinden millet şuurunun sezilmesiyle hız ve kuvvet almış,batıcılığı millileştirdikten sonra millet gerçeğinin ihtiyaçlarına cevap vererek yeni kurulan devletin politik hayatını yönetmiştir
Türk devrimi başarıya ulaşırken bir takım temel prensiplere,ilkelere dayanmıştır Devlet hayatını her yönüyle kapsayan bu temel prensiplerin yanı sıra dış politikaya has prensipler de o alanın özelliği icabı belirmiştir Ayrıca devletçilikte ekonomik,sosyal ve kültürel kalkınmaya temel olan ilkedir
Türk Devriminin temel ilkelerini milliyetçilik,milli egemenlik,milli bağımsızlık,batılılaşma ve laiklik olarak ele alabilir ve değerlendirebiliriz

KEMALİZM VE KÜRESELLEŞME:
Küreselleşme herkese hoş çağrışımlar yaptıran bir sözcük Herkes kendi bağlı olduğu inanç sistemi veya ideoloji açısından,küreselleşme kavr¤¤¤¤¤ sıcak bakmasını tahrik eden ve mümkün kılan nedenler bulabilir
Tarih Boyunca Küreselleşme Yanlıları:
Gerçekten de bütün büyük dinler ve başlıca ideolojiler,belli anlamda bir küreselleşme özleminin öğretisini yaymışlar,takipçisi olmuşlardır
Örneğin,Hazreti Muhammet,tüm insanları İslamiyet çatısı altında birleştirme misyonunu taşıyordu Onun kurmak istediği devlet, belli bir ulusla özdeşleşmeyen ve belli sınırlarla çevrili olmayan bir ümmet kavr¤¤¤¤¤ dayanmaktaydı Dolayısıyla o da küresel boyutlu bir değişikliğin savaşını vermişti
Mustafa Kemal Atatürk’ün küreselleşme konusundaki yerini şöyle belirleyebiliriz: Atatürk’ün tutuşturduğu kurtuluş alevi,Anadolu bozkırlarıyla sınırlı bir amaca yönelmiş değildi O sömürgeciliğin ve emperyalizmin yeryüzünden ebediyen silineceği bir dünyanın kurulmasına katkı sağlamak amacıyla yola çıkmıştı O,başından beri bilincinde olduğu bu durumu,9 Temmuz 1922’de yaptığı bir konuşmasında şöyle açıklamaktadır: ‘’Türkiye’nin bugünkü mücadelesi yalnız kendi nam ve hesabına olsaydı belki daha kısa,daha az kanlı olur ve daha çabuk bitebilirdi Türkiye azim ve mühim bir gayret sarfediyor Çünkü müdafaa ettiği bütün mazlum milletlerin,bütün şarkın davasıdır’’
Atatürk emperyalizme karşı savaşmış ve bu yolda unutulmaz bir ders vermişti Ancak,o,dünya uluslarının birbirlerine yakınlaşmasından yanaydı Onun için’’yurtta sulh’’ demekle yetinilemeyeceğini bilmiş;’’cihanda sulh’’ arzusunu da eklemeyi ihmal etmemiştir
Atatürk’ün,insanlığın kurtuluşunun bir bütün olarak küresel çözümlerle gerçekleşebileceğini ve bu yolda varılması gereken nihai hedefin ‘’birleşik dünya hükümeti’’nin kurulması olduğunu çok daha açık bir biçimde ortaya koyan ifadeleri de vardır Bunun için,onun ‘’Söylev’’indeki şu cümlelere göz atmamız gerekecektir: ‘’Baylar,tüm insanların,deneyim,bilgi ve düşüncedeki ilerlemesi ve gelişimi sonucunda;Hristiyanlıktan,Müslümanlıktan,Budizmden vazgeçerek basitleştirilmiş ve herkes için anlaşılacak hale konulmuş,evrensel,saf ve lekesiz bir dinin kurulması ve insanların şimdiye kadar kavgalar,pislikler,kaba arzu ve iştahlar arasında bir sefalethanede yaşamakta olduklarını kabul ederek bütün vücutları ve zekaları zehirleyen kötülük tohumlarını yenmeye karar vermesi gibi koşulların gerçekleşmesini gerektiren bir ’birleşik dünya hükümeti’ hayal etmenin tatlı olduğunu yadsıyamam ’’
Bütün bunlardan sonra,bugüne dek yeryüzünün sahne olduğu belli başlı düşünce akımlarının ve inanç sistemlerinin hemen hepsi gibi Kemalizm’in de küreselleşmeci olduğu sonucuna varabiliriz Bu çerçevede önem taşıyan en önemli fark ise nasıl bir iktidarın egemenliği altında küreselleşileceği sorusuna bulunacak yanıta göre açıklık kazanabilir Dolayısıyla,Kemalizm’in nihai amacı ile günümüzdeki küreselleşmenin yöneldiği hedef arasındaki farkı da bu soru bağlamında araştırmak gerekir
Küreselleşmeci eğilimlerin her birinin kendisine özgü bir iktidar yapılanması öngördüğü ve bu iktidarın belirlediği bir egemenlik kavr¤¤¤¤¤ göre biçimlenmiş bir dünya amaçladıkları bellidir Günümüzün küreselleşmecilerinin ne tür bir iktidarın egemenliği altında bir küreselleşmeden yana oldukları her zaman açıkça ortaya konulmuş değildir
Çoğu yerde,küreselleşmek için uluslar arası pazara açılmak ve bu pazarın yasalarına kayıtsız şartsız teslim olmak gerektiğini ileri sürerler Uluslar arası pazarın da bireysel kararların bileşkesinden ibaret olan ünlü ‘’görünmeyen el’’den başka yöneticisi yoktur Uluslararasında kendi deyimleriyle bir ‘’karşılıklı bağımlılık’’ dönemi başlamıştır ve emperyalizm dönemi sona ermiştir Gerçekte bir serbest rekabet düzeni,yalnızca bazı ders kitaplarında yer almış;gerçek yaşamda hiçbir zaman gerçeklik kazanmamıştır Gerçekte tüm pazarlar gibi uluslar arası pazarın da sahibi vardır Uluslar arası Pazar,tüm pazarlar gibi görünmeyen bir elin değil;giderek görünen,IMF,Dünya Bankası gibi uluslar arası odaklarda somutlaşan uluslar arası boyutlu tekellerin egemenliği altındadır Bu çerçevede,çok sayıda bağımsız ve demokratik rejimler yerine tek ve evrensel bir imparatorluk rejiminin kurulması belirmektedir Günümüzde,küreselleşen dünyayı bekleyenin de bundan ibaret olduğu her gün biraz daha iyi anlaşılıyor
Küreselleşmenin Demokrasiyle Çelişen Sonuçları Karşısında Kemalizm
Yalnızca ulusal devlet olgusunun son bulduğu bir dönem başlatılmış olmamakta;aynı zamanda demokrasi de sözde kalmaya mahkum edilmektedir Uluslararası sermayenin küresel egemenliği kendini göstermektedir Dolayısıyla,Kemalizm’in ‘’egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’’ ilkesine karşılık,’’egemenlik kayıtsız şartsız uluslararası sermayenindir’’ ilkesi egemen kılınmaktadır Bugünün dünyasındaki küreselleşmenin,Kemalizm ile derin çelişkisi de bu noktada kendisini göstermektedir
Demokrasinin tarihe gömülmesi yolundaki bu gidişin,Kemalizm’i kendisi için bir ayak bağı olarak görmesi doğaldır çünkü Kemalizm,tarihsel olarak demokratikleşme ile eş yönlü,hatta özdeş bir akımdır
Alt 18-02-08, 22:43   #18
V.I.P Üye
 
thrash&heavy - Avatar
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Nerden: Tikenli Kasabası :D
Mesajlar: 3,856
Standart Cevap: Kemalizm
Bağımsızlık olmadan demokrasi olmaz’’Ekonomik sömürüye yönelmiş büyük devlet,sömüreceği vesayet altındaki devlette demokrasiye razı olmaz’’ Atatürk,egemenliğin saldırgan devletlerin ve onların kuklası durumuna düşmüş olan padişahın elinden alınarak milletin eline geçmesini mümkün kılan bir kurtuluş hareketine önderlik etmekle,demokrasinin kurulması için gerekli ve vazgeçilmez olan temellerin atılmasını sağlamıştır Kemalizm’in demokrasi açısından ülkeye ne kazandırdığını gerçekçi bir biçimde değerlendirebilmek için,ülkeyi nereden alıp nereye getirdiğinin önyargılardan arınmış olarak görmek Şu çok açık gerçeğin bilinmesi gerekir ki Kemalizm,ülkeyi saltanattan alıp,’’çok partili’’ düzene getirmiş olan rejimin adıdır Ancak Atatürk’ün ifade ettiği boyutlarda bir çok partililik,bugün dahi sağlanabilmiş değildir Atatürk’e göre,kapitalist toplumda,sınıf temelinde bir siyasal örgütlenmenin gerçekleşmesi ve her sınıfın kendi siyasal partisini kurması ‘’pek tabiidir’’ O,bu konudaki düşüncelerini,7 Aralık 1923’te Balıkesir’de yaptığı ünlü konuşmasında şöyle açıklamıştır: ‘’Şunu arzedeyim ki,başka ülkelerde partiler mutlaka iktisadi maksatlar üzerine kurulmuş ve kurulmaktadır Çünkü o ülkelerde çeşitli sınıflar vardır Bir sınıfın çıkarını korumak için kurulan partiye karşılık,diğer bir sınıfın çıkarını korumak maksadıyla bir parti kurulur Bu pek tabiidir’’ Atatürk döneminde ülkemizde yürürlükte olan rejimin demokratiklik düzeyinin,aynı dönemde,değil Ortadoğu veya Arap ülkelerinde,Avrupa ülkelerinde görülenlerden daha ileri olduğu sonucunu ortaya çıkarır Batı’da o dönemde,İtalya’da faşizm egemendir Almanya’da Nazizm tırmanışa geçmiştir Doğu Avrupa’da da durum farklı değildir Batı’da diktatörlüğe kaymış olan ülkelerin hepsinde,Türkiye’de Atatürk döneminde görülen durumdan farklı olarak,ırkçılığın kol gezdiği bilinmektedir Kuşkusuz,Batıda bu ülkelerin dışında İngiltere be ABD gibi ülkeler de bulunmaktadır Bu ülkelerle yapılacak bir karşılaştırma da Atatürk dönemi Türkiye’si açısından olumsuz bir yargıya varmamız sonucunu doğurmaz İngiltere,tüm sömürgelerinde yaptıklarıyla ve ABD ülkesindeki zencilere karşı uyguladığı politikayla birlikte değerlendirildiğinde,Kemalist dönemin demokrasi ve insan hakları sicilinin göreli olarak hayli bir düzgün olduğu sonucuna varılmaktadır Tüm bunlara karşılık,Atatürk döneminde,1924’te seçmen yaşının 18’e indirilmesi ve 1934’te kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi son derece anlamlıdır Pek çok ülkede bu siyasal hakların elde edilmesi çetin mücadeleler sonucunda mümkün olabilmiştir Emperyalizmin boyunduruğundan yeni kurtulmuş bir ülkede,seçme seçilme hakkının tüm yurttaşlara tanınması bakımından da tüm mazlum milletlere örnek ve öncülük etmiş olan Kemalist devrimin bu yönünün çoğu yerde ihmal edilmiş olması;bu devrimi,zora dayanan ve zora dayalı bir rejim kurmayı amaçlayan bir hareket olarak gösterme çabalarıyla uyuşan sonuçlar vermiştir Kemalist devrim,padişahın kulu olmaya koşullandırılmış bir ümmetten,eşit ve özgür yurttaşlardan oluşan bir ulus doğması yönünde çok büyük bir azim ve kararlılık göstermiştir Bunun için Atatürk öğretmenlere şöyle seslenmiştir: ’’Biz sizden düşüncesi gür,vicdanı hür,anlayışı hür kuşaklar istiyoruz’’ Atatürk,kendi döneminde kurulmasına ön ayak olduğu pek çok önemli kurumun,katılıma açık,özerk bir yapılanma içinde kurulmasına özen göstermiştir Anadolu Ajansı,Türk Dil Kurumu,Türk Tarih Kurumu bunlara örnek gösterilebilir Atatürk ekonomik alanda da katılımdan yana olduğunu göstermiştir Bu konuda kooperatifçiliğe büyük önem vermiş ve döneminde kurulan bazı kooperatiflerin bir numaralı üyesi olarak örnek olmak istemiştir Tüm bunların doğrultusunda,Kemalizm’in yüzünün hiçbir tereddüde yer bırakmayacak ölçüde demokrasiye dönük olduğundan kuşku edilemez