Kemalİzm Ve Resmİ İdeolojİ Türkiyede, aralarında ideolojik kavga yürüten gruplar bile Kemalizm’e saldırma konusunda birbirleriyle anlaşıyorlar
Sağcısı, solcusu, dinlisi, dinsizi, ırkçısı, liberali, numaralısı



Ne zaman,nerede bir olumsuzluk görseler hemen suçluyu ilan ederler:
“-Resmi ideoloji


! “
Resmi ideoloji, doğru adı koyarsak Kemalizmdir

Kemalizm,Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş ideolojisi olarak anayasalarında yer almıştır
Yolsuzluk ve yoksulluktan kurtulamıyorsak; gecekondular büyük kentleri boğmuş, sefalet görüntüleri her gün yüreğimizi acıtıyorsa; mafyatik ilişkiler devleti kuşatmış, bürokrasi batmışsa; dinciler azmış,Kürtler isyan etmişse; siyasal partiler feodal aşiretlere dönmüş, devlet iflas etmişse; dışarıdan borç bulmayı başarı, bu paraları yemeyi kalkınma sanmışsak


Nedeni, resmi ideolojidir

Yani Kemalizmdir

Kimi açıkça suçlayabiliyor

Çoğu da incelik gösterip, resmi ideolojiyi diyebiliyor

Aslında, başımıza ne gelmişse hepsinin sorumlusu Kemalizmdir onlar için
Şu Kemalizmden bir kurtulsalar herşey yoluna girecek !
Önce en kısa yoldan yanıt verelim:
· · · Yakın tarihte ve bugün Türkiyede görülen olumsuzluklarla Kemalizmin hiçbir ilişkisi kurulamaz
· · · Bütün bu olumsuzluklar Kemalizmden kopmanın sonuçlarıdır
· · · Resmi ideoloji ve başka söylemlerle Kemalizme saldıranların birçoğunun, bu olumsuzluklarda rolü vardır ve bundan yarar sağlarlar
Şimdi, konumuza girebiliriz:
Türkiyede Kemalizm, 1919- 1938 yıllar arasında inşa edilmiş, geliştirilmiş ve uygulanmıştır

1938 yılından sonra ise hiçbir zaman tam olarak Türkiyenin resmi ideolojisi olmamıştır
1938-1950 yılları arasındaki İnönü dönemine, öteki adıyla “mili şef ” rejimine yakından bakalım:
Devrimin 14 yıl başbakanlığını yapmış olan İnönü, kuşkusuz Kemalisttir

Daha önce Atatürkün yönlendirmesi ve desteğiyle başarılı olmuştu

Tek başına kalınca devrimi geliştirmek bir yana, korumakta da başarılı olamadı

Devrimci ilerleme frenlendi, durdu

Daha sonra CHP, popülist oynamaya, iktidar olmak için ödün vermeye başlayınca gericileşti

Fakat, kitleleri kazanmayı başaramadı

Karşıdevrimci cephe DP’de birleşti
Muhalefeti savaş yıllarında kontrol edebilen İnönü, savaş sırasında çekilen sıkıntıların, yoklukların, baskıların da sorumlusuydu
Halkevleri ve Köy Enstitülerinden rahatsız olanlar “Çiftçiyi Topraklandırma Yasası” ndan sonra “dörtlü Takrir” denilen önerilerini vererek hareketi genişlettiler

özgürlükçü demokrasi ve liberal ekonomiyi esas alan bir siyasal parti ( ! )kurdular

Bunda, İkinci Dünya savaşından sonra Batı dünyasında esen demokrasi rüzgarlarının, İnönü’nün Batı’daki gibi bir çok partili sistem oluşturma düşüncesinin rolü büyüktür
DP’ nin 1950 seçimlerinden iktidar olarak çıkmasını bir demokrasi devrimi olarak görenler vardır

Kitleleri kandırıp iktidar olmak bir devrimse, bunu bir başka şekilde 12 Eylül Cuntası da yapmıştır

1950 seçimlerinde iktidar olan halk değil, meşrutiyet döneminin “Hürriyet ve İtilaf” partisi, 1924’ün “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası”, 1930’un “serbest cumhuriyet fırkası” dır

Sadece adı “Demokrat Parti” olmuştur

O kadar

Kazanan işbirlikçi Kapitalizm, kaybeden Kemalizmdir
Bunu ortaya daha net olarak koyabilmek için konuyu biraz daha açalım:
1940’ların ikinci yarısında CHP iktidarının gerici yüzünü görüyoruz

Kemalist devrim de o günlerden beri gözardı edilmektedir
1947’den itibaren Köy Enstitüleri yozlaştırıldı

Tonguç ve Bakan H

Ali Yücel görevlerinden alındılar

Öğrenciler yönetime katılamaz oldular

Kız-erkek karma öğretim kaldırıldı

MEB dünya klasikleri enstitü kitaplıklarından toplatıldı

Yüksek köy enstitüsü kapatıldı

İş eğitimi kaldırıldı

Enstitülü öğretmenlere çalıştıkları köylerde toprak verilmesi güçleştirildi

Tan Olayı yaşandı

Pertev N

Boratav, Niyazi berkes, Behice Boran gibi öğretim üyeleri DTCF’den atıldılar
DP’ den Menderes, 1947 yılında KİT’lerin bütçeye yük olacağını,bir milyar dolayında olan bütçenin bu yüzden iki milyar liraya ulaşacağını söyleyerek, bugünkü liberal sanılan söylemleri o zamandan başlattı
CHP’nin 1946 kurultayında devrimcilik ilkesinden ödün verildi

Kurultayda,”laiklik ve din eğitimi” başlığı altındaki tüzük maddesinde bulunan “dini düşünceleri dünya işlerinden ve siyasetten ayrı tutma” tümcesindeki “siyaset” sözcüğü tüzükten çıkarıldı

Böylece ,”dini düşüncelerin” siyasete karışması özgürleştirildi
Halkevlerine yeni bir düzen verme yoluna gidildi

Bu gidiş, 1951’de Halkevlerinin kapatılmasına varacaktır
“ Büyük Yol “ Dergisi, “


anayasada laiklik prensibi yazılı kalırsa dinci; cumhuriyetçilik yazılı kalırsa padişahçı; inkılapçılık yazılı kalırsa muhafazakâr; halkçılık ve milliyetçilik yazılı kalırsa sınıfçı bir parti kurulabilir mi


? “ diye bütün Kemalist ilkelere karşı olduğunu yazabildi

CHP’li Necmettin Sadak da, ”



devletçilik yalnız demokrasiye değil, insanlık ve ahlaka da aykırıdır

” başlıklı yazı yayınla¤¤¤¤¤ bu saldırılara katıldı
İnönü 1950 seçimlerine giderken, 6 ok’un anayasa metninden çıkarılacağını söylüyordu

Devlet okullarında din öğretimi başlatılıyor, imam-hatip okulu ve ilahiyat fakültesi açılıyordu
Görüldüğü gibi Kemalist Devrimin kazanımları, önce devrimin partisi tarafından harcanmaya başlandı
Bunların üzerine DP propogandalarının sadece iki tanesini ekleyelim

Devlet ve demokrasi anlayışındaki yalan ve bayağılığın daha o dönemde nerelere vardığı daha iyi anlaşılsın:
“Askerlik yok, vergi yok, hürriyet var ! “ “ 6 oku mu seçersiniz, yoksa Kuranı mı ? “ Bu propogandalar bugünlere kadar benzer şekillerde sürdürüldü

Örneğin 1950’lerde “CHP iktidara gelirse camileri ahır yapacak” denilebilmiştir
Sonunda 1950 seçimleri yapıldı

DP, ezici bir çoğunlukla iktidar oldu

Hemen Ezan’ın Arapçalaştırılmasından başla¤¤¤¤¤ “millete mal olmuş” ve “millete mal olmamış inkılaplar” ayrımı ile yoluna devam etti
On yıl boyunca içerde dinsel söylemlerle iktidarını korudu

Tarikatlar yeniden güç kazandılar

Toprak ağaları, şeyhler, kompradorlar ittifakı yürütüldü

Dış politikada “tam bağımsızlık” ilkesi yerine, ABD’ koşulsuz bağımlılık ilkesi benimsendi

DP iktidarı, giderek, kandırılmış kitlelere dayanan bir “çoğunluk diktatörlüğü” ne dönüştü

Kemalizmden dönüş kesinleşti

Ve Türkiye, emperyalizmin bir ileri karakolu olarak 40 yıl boyunca sınırda nöbet tuttu
27 Mayıs 1960 eylemi, bu gidişi seçimle engelleyemeyen Kemalist bürokrasinin iktidarı zorla ele geçirmesidir

Belki tek olumlu tarafı da gerçekten demokratik ve ileri bir anayasayı Türkiye’ye kazandırmasıdır

Kısa süre sonra toplumsal ve ekonomik yasalar yeniden kendini gösterir

Adalet Partisi, kendi küllerinden yeniden doğan efsanedeki kuş gibi DP’nin devamı olarak siyaset sahnesindeki yerini alır,iktidar olur
12 Mart, özgürlük ortamından yararlanan aydınların, sanayi burjuvazisinin yarattığı işçilerin ve emekçilerin seslerini kesen bir başka bürokrasi hareketidir

12 Eylül 1980 darbesi ise, 12 Martın eksiğini tamamlayan,Türkiye kapitalizmini uluslararası kapitalizme bağlayan bir harekettir

Bu kez toplumun çeşitli kesimleri arasında planlı bir şekilde yaratılan yıldırı ve anarşi ortamı gerekçe olarak kullanılmıştır

Sonucu, içerde işbirlikçi ve dinci gericiliğin yükselmesi, bütün ilerici unsurların yok edilmesi, Kemalizmin tasfiyesi, Türkiyenin koşulsuz tam bağımlı duruma düşmesidir
TSK geçen süre içerisinde -geç de olsa- yanlışını görmüştür

Bürokrasinin öteki unsurları ise daha çok bozulmuş, daha çok gericileşmiştir
1946’dan bu yana Türk Devrimine karşı savaşım verenler, Osmanlı dönemindeki feodalitenin,ulemanın,bankerlerin,kompradorların uzantılarıdır

Tarihsel olarak gericilik ve işbirlikçilik şu ya da bu şekilde Türkiyede iktidarları kontrol edebilmektedir

Son yarım yüzyılda, Türk Devriminin bozuk para gibi harcanması bu yüzdendir
Her şeye karşın, yirmi yılda gerçekleştirilen devrim yarım yüzyılda bile henüz bitirilememiştir
Bugün karşılaştığımız her soruna dikkatlice bakarsak,nedeninin Kemalizmi inkar etmek ya da onu sömürmek olduğunu görürüz
Kemalizmin resmi ideoloji olduğu savına gelince, bunu söylemek insanı ancak gülünç duruma düşürür

Kemalizm yolu terk edileli elli yıl geçmiş

Bugün, hemen hiçbir uygulaması Kemalizmle örtüşmeyen bir ülkede, elli yıl önce ortadan kaldırılmış olan Kemalizmi sorumlu tutmak, olsa olsa bilgisizlik, kasıt ya da sorumsuzluktur

Ulus ve ülke düşmanlığıdır
Kemalizm, sorun değil çözümdür

Okuma ve yazması olan, kafası çalışan herkes bunu kolaylıkla öğrenebilir


Bütün bunlardan anlaşılabileceği gibi Türkiyede resmi ideoloji arayanlar aradıklarını bulamazlar

Bizde yaygın olan tutarsızlıktır

İdeoljisizliktir

Çok zorlarsanız, ırkçılık, dincilik, batı uşaklığı, küreselcilik, mafyacılık ve Atatürk düşmanlığının zaman zaman resmi ideoloji haline geldiğini görürsünüz

Kemalizmi göremezsiniz
Atatürkçülüğün sadece bol miktarda adı var! Kendisi yok ! Ekonomide, politikada, eğitimde ya da hangi alanda olursa olsun Kemalist bir uygulama gören varsa beri gelsin !