Aktifpaylasim.Com Anasayfa Aktifpaylasim Community Aktifpaylasim.Com Arcade Film ArşiviDizi Film Aktifteam


Geri git   Aktifpaylaşım, Resimleri, Msn Messenger, Msn İfadeleri, Şarkı Sözü .::Her Telden::. .::Her Telden::. Türkler ve Atatürk Türkler ve Atatürk
Çocuk

Kemalizm

Türkler ve Atatürk forumunda bulunan Kemalizm konusunu görüntülemektesiniz. Kemalİzme ÖvgÜ Kemalist Türk devriminin dünya üzerindeki etkileri bizim düşündüklerimizin çok ötesindedir Emperyalizm çağında, emperyalizme kafa tutarak, ne denli olanaksızlık ...


Yeni Konu aç  Cevapla
Gösterim: 1092 - Cevaplar: 20  
Seçenekler
Alt 18-02-08, 22:35   #1
V.I.P Üye
 
thrash&heavy - Avatar
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Nerden: Tikenli Kasabası :D
Mesajlar: 3,856
Standart Kemalizm
Kemalİzme ÖvgÜ Kemalist Türk devriminin dünya üzerindeki etkileri bizim düşündüklerimizin çok ötesindedir Emperyalizm çağında, emperyalizme kafa tutarak, ne denli olanaksızlık olursa olsun bağımsızlığın kazanılabileceğini gösterdi O güne kadar bunu hayal bile edemeyen sömürgelere örnek oldu 20 yüzyıla ulusal bağımsızlık savaşları damgasını vurdu O günden bugüne 150’ye yakın ülke bağımsızlığını kazandı Bunların çoğu da, Türk bağımsızlık savaşını örnek aldı

Öte yandan Kemalizm, bu ülkelerin kalkınma çabalarına da örnek olmuştur Uluslararası dilde Kemalizm, bir çağdaşlaşma modeli olarak tanımlanmaktadır Değişik ülkeler Kemalizmin belli ilkelerini, yöntemlerini, kendi koşullarına uyarla¤¤¤¤¤ uygulamışlardır Kemalizm, onlara deneyle başarısı kanıtlanmış bir uygarlık tasarımı sunmuştur

Kemalizmin asıl evrensel yönünü de Özer Ozankaya şöyle açıklıyor:

“MKemal Türkiye Cumhuriyetini öyle ilkelere dayandırmıştır ki, bu ilkeler tüm uygar insanlığın özlemini çektiği demokratik toplumsal düzenin hem ulusal, hem uluslararası düzeydeki gereklerini tutarlı bir şekilde karşılayabilecek niteliktedir

“Uluslararası ilişkilerin, başka ulusların haklarına saygılı, kıskançlıktan, aç gözlülükten, kinden arınmış, ikiyüzlülükten temizlenmiş bir yapıya kavuşturulması; ulusların yaşamı tehdit edilmedikçe savaşın cinayet sayılması ve böylece silahlanma yarışının sona ermesi, yine uygar insanlığın karşılanamamış bir özlemi olarak süregitmektedir

“Kemalizm,böyle bir uygarlık projesi oluşturacak değerdedir

Konumuzu yabancı bilimcilerin bu konudaki değerlendirmeleriyle sürdürelim

Tarihçi Toynbee:

“Yeryüzünde hiçbir devrim, Kemalist Türk devrimi kadar dünyada şaşkınlık yaratmadı Batı Atatürkten sonra devrimin yaşayabileceğine inanmıyordu Lozan’da verdiklerini birer birer alacaklarını düşünüyorlardı

“Bir an için hayal ediniz ki, Batı dünyasında Rönesans, Reformasyon, 17yüzyıl sonundaki bilim ve düşünce devrimi, Fransız devrimi ve sanayi devrimi bir insan ömrünün içine sığdırılmıştır !

Sözü Roma Üniversitesinden Gastone Manacorda’ya bırakalım:

“Fikir özeti olarak Kemalizm, bir çağdaşlaşma ve sanayileşme hareketidir Bu hareketin, geri kalmışlıktan kurtulma çağını açmış olması itibariyle dünya üzerinde etkisi büyük olmuşturÇünkü bu tez orijinaldir ve ideoloji olarak ampirik (deneysel) karaktere sahiptir Kemalizm önceden mevcut bir doktrine bağlı değildir ve birtakım hipotez gelişmelerinin eseri değildir

Mauris Duverger’in değerlendirmesi:

“Kemalizm,Türkiye tarihinin bir sayfası olmaktan çıkıp siyasal bir sisteme önderlik etmeye başladıÇünkü, yeryüzünde henüz Moskova ya da Pekin etkisine girmemiş üçüncü devletlere bu sistem yol göstermektedirBu sistem yarı gelişmiş uluslar için Marksizmin karşısına dikilen ikinci bir seçenektir” ( birinci seçenek Kapitalizmdir)

Polonyadan profJerzy Wietr’in tanımına bakalım: “Kemalizm, ilk defa gelişmekte olan bir ülkede görülen ve tarihi deneyimden geçmiş bir gelişme ideolojisidir

Fransız Georges Duhamel:

“MKemal, bütün insanlığın içinde çırpındığı uygarlık bunalımının temel sorununa, yani çağdaş bilimin sağladığı güçlü teknolojinin nasıl kullanılacağı sorununa en geçerli yaklaşımı getirdi

“Belki bir gün bu ulus,dünya üzerindeki insan topluluklarının denge içinde yaşamalarına uygun bir Avrupa, hattaAtlantik uygarlığının kurulmasında sırası gelince bize yardım edecektir” (Yeni Türkiye Bir Batı devleti Georges Duhamel)

Gelişmiş devletlerin ikiyüzlü politikaları, kaba güce başvurmaları, bilim ve tekniği sömürülerine araç yapmaları temel bir uygarlık bunalımıdır Kemalizmin ilkeleri, Duhamel tarafından bu soruna en geçerli en uygun çözüm olarak görülmektedir

Paul Dumont da Kemalizmi,”köleleştirilmiş ve sömürgeleştirilmiş ülkeler için bir model” olarak tanımlamaktadır

Fransız Prof Maurice Beaumont : “Kemalizmin parlak başarıları bütün sömürgeler için örnek olmuştur

Macar Prof Fekete Lajos “Batıda ihtilal vedevrimlerin yavaş yavaş elde ettiklerini Atatürk’ün ülkesi birdenbire kazandı Ürkün yaşamında o kadar derin izler bıraktı ki, batıda bu, ancak yüz yılda erişilecek bir başarı idi

Alman düşünürü Herbert Melzig ‘Türkiyenin çöküşü ve yükselişi’ adlı yapıtında Atatürk ve Yeni Türkiye için şu değerlendirmeyi yapar:

“Eski çağın büyük filozofu Platon’un ‘ya yöneticiler filozof, ya da filozoflar yönetici olsalar yolundaki ikibin yıllık dileği, ilk kez 20 yüzyılda Atatürkün kişiliğinde tam olarak gereçekleşmiş bulunuyorAtatürk, bir dahi, bir düşünür olarak ulusunun yazgısını eline almış, bu ulusla atıldığı bağımsızlık savaşı ile ve başka ulusları haklarını koruyan bir barışla insanlığa görkemli bir örnek vermiştirYeni Türkiye atatürkle, yalnız islam anlayış ve görüşlerini değil,aynı zamanda Avrupanın düşünce biçiminide aşmıştırTürkiye bir dürüstlük, içtenlik ve gerçekçilik politikası gütmekte ve bu yüzden tepkilere, başarısızlıklara uğramamaktadır

Gerard Tongas;”Kemalizm, on asra sığacak işi on yılda başarmiştır” diyor

Atatürk de Kemalist hareket için; “tüm uygar insanlığın dikkatle üzerinde durmasına değer”demektedir

Bir de eleştirisi var:”yüzyıllardan beri zavallı beşeriyeti mutlu etmek için tutulan yolların, kullanılan araçların verdikleri sonuçların ne derece güven verici olduğu incelenmeye değer

Örnekleri çoğaltmadan sözün özüne gelelim

Kemalist Türk Devrimi devlet, ulus, yurt, aile eğitim, ekonomi kavramlarına verdiği anlamla; üstün insani değerlere verdiği önemle; devrimin inşasındaki ustalığıyla bütün dünyaya örnek olacak değerlere sahiptir Ayrıca, siyasal amacı olan demokrasiyi kolaylaştıracak yöntemler uygulamıştır Bu yönüyle de dünyadaki öteki devrimlerden daha üstündür

Emperyalizmin ilk büyük küresel çatışma döneminde ortaya çıkmış ve onu yenmiştirO sıralarda emperyalizme karşı çıkmak ezilen uluslar arasında delilik olarak görülmüştür

Emperyalizm, Kemalizmin başarısından ve İkinci Dünya Paylaşım Savaşından sonra, askeri işgale dayalı sömürgecilik siyasetini değiştirmiştir

Bugün sayları 200’e yaklaşan BM üyesi devletlerin 150 kadarı ulusal bağımsızlıklarını Kemalizm sonrasında elde etmişlerdir Bunların bir kısmında doğrudan, bir kısmında da dolaylı olarak Kemalizmin etkisi vardır Attila İlhan’ın sözleriyle olay şudur:”Kuvayı milliye,20yüzyılın ilk halk kurtuluş ordusudur Misakı Milli, Bandung Konferansında bir araya gelen tarafsızlar, ya da 3Dünya uluslarının ilk bağımsızlık bildirgesidir

Kemalizm, salt bir askeri kurtuluştan öte, gerçek bir çağdaşlaşma modeli olarak kurumlaşmış ve evrensellik kazanmıştır

20Yüzyıla girerken ABD, Almanya, Japonya ve İngiltere dünyaya egemendi Bu yüzyıl içinde bir Sovyet deneyimi yaşandı İngiltere geri plana itildi Çok sayıda ulus bağımsızlığını elde etti

21yüzyıla girilirken, yine 100 yıl önceki devletlerin dünya egemenliklerinin sürdüğünü görüyoruz Değişen şey, bilim ve teknolojideki korkunç ilerleme Bu ilerlemenin getirdiği korkunç olanaklar Bu olanakların kullanılmasıyla “küreselleşme” denilen yeni sömürü düzeni !

Dünyadaki temel çelişki yine ezen ve ezilen uluslar arasındaki çelişkidir

20Yüzyılın ilk çeyreğinde bu çelişkiyi ortadan kaldırmak amacıyla ortaya çıkan Sovyet Devrimi Kemalizmin savı olan ezen ulus-ezilen ulus çelişkisini ortadan kaldırmadı Birlik üyesi ulusları sömürdü Kemalist Devrim de kendi ülkesinde gözardı edildi

Biliyoruz ki emperyalizm ve sömürü var oldukça Kemalizm de var olacaktır Tıpkı sosyalizm fikrinin de yaşamaya devam ettiği gibi

Eğer toplumbilimcilerin değerlendirmeleri doğruysa, Kemalizm yeniden kurtuluşun adı olacaktır
Reklam
Alt 18-02-08, 22:35   #2
V.I.P Üye
 
thrash&heavy - Avatar
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Nerden: Tikenli Kasabası :D
Mesajlar: 3,856
Standart Cevap: Kemalizm
Kemalİzmİ DoĞru Yorumlamak Günümüz dünyasında insanlar her şeye bilimsel olarak bakarlar Bilimsel olmayan bakış, doğru göremez, anlayamaz, kavrayamaz, yorumlayamaz, gelişemez, yararlı değil zararlıdır

Kemalizmi öğrenirken de bilimsel olmak gerekirBenim gerçek mirasım akıl ve bilimdir” diyebilen bir önderin öğretisinde bilimsellik önde gelen bir niteliktir

Hepimiz, Atatürk ve Atatürkçülük konusunda bebeklik yıllarımızdan beri çok şey duyduk, çok şey öğrendik Herkes bir şeyler söyledi Herkesi Atatürkçü bildik Sonradan, gördük ki Atatürkü tanıyanlar, Kemalizmi bilenler pek de fazla değilmiş ! Hele gerçek Kemalistler daha da az!

Kimi yeterince öğrenememiş, kimi yanlış öğrenmiş, kimi pek merak etmemiş, kimi işine geldiği gibi yorumlamışBaktık ki ,herkes kendinden menkul Kemalist ! Yalnız ulusçuluk ilkesini benimseyip, onu da kendine göre yorumlayan, yalnız laikliği, yalnız devletçiliği ya da devrimciliği benimseyenler, hatta Atatürkçü olduğunu söyleyip bambaşka ilkeler ortaya atanlar var

Kemalizm bir bütündür İşimize gelen birkaç ilkesini benimseyip, işimize geldiği gibi yorumlamamız bizleri Kemalist yapmaz Üstelik, Türkiyede Kemalist olmak zorunluluğu da yoktur Eğer Atatürkçü değilsek, bunu açıkça söylemek, sözde Atatürkçü olmaktan iyidir Bu konuda bir bilim adamının değerlendirmesi şöyle:

O’nun yürekten hayranlarıyla, yürekten düşmanları bu saygıyı hak ediyorlar Hiç olmazsa bu insanlar Atatürkü kalkan olarak kullanmıyorlar, sömürmüyorlar

Şimdi, bazı Atatürk sömürücülerini sıralayıp, kısa kısa açıklamaya çalışalım :

TÖREN, HEYKEL ATATÜRKÇÜLERİ : Törenlerde gördüğümüz zevattır “ İstiklal Marşı okundu Göndere bayrak çekildi” şeklindeki haberlerde, yüzeysellik, içeriksizlik, şekilcilik bunlarla özdeşleşmiştir Anneler günü ve benzeri günlerde, futbol karşılaşmalarında, içkili, yermekli eğlencelerde İstiklal Marşı okutan, yapılan her yapıya Atatürk adı koyan, olur-olmaz yerlere Atatürk heykelini ya da büstünü dikenler bunlardır
CUNTA ATATÜRKÇÜLERİ : Atatürk adına darbe yapan, Atatürk adına, Atatürkün eserlerini yıkan, Atatürkün vasiyetini bile çiğnemekten çekinmeyen,Türkiyeyi emperyalizme bağlayan, dinci gericiliğin de yolunu açanlardır
ŞOVEN ATATÜRKÇÜLER : Atatürkü bir kahraman olarak seven, ama Atatürk ulusçuluğu yerine Turan ulusçuluğunu benimseyenlerdir Genel özellikleri arasında, kendisini kurtaramadan Türkiyeyi kurtarma, dahası Türk dünyasını kurtarma alışkanlıkları vardır
GARDROP ATATÜRKÇÜLERİ : Modaya, modern yaşama, burjuvalığa hevesli, harcayacak para sıkıntıları, ülke ve ulusa ilişkin dertleri pek yoktur Onlar için Atatürk, Batı tarzında bir yaşam sağlamıştır Batılı gibi giyinirler Fakat, büyük çoğunluğun kafası doğuludur Atatürkçülükleri sadece giyimlerinden anlaşılır
SÖYLEV ATATÜRKÇÜLERİ : Bunlar Atatürkçülüğün özünde ve eyleminde değil, söylemindedirler İşin edebiyatını yaparken Atatürkçü, konu bittikten sonra değildirler Bu konuda kendilerini sorumlu görmezler
SOSYALİST ATATÜRKÇÜLER : Bir bölüm sosyalist, Kemalist devrime dayanmadan sosyalist devrim gerçekleşemez, düşüncesiyle Atatürkçüdürler
NUMARACI ATATÜRKÇÜLER : Bunlar 1923’e kadar M Kemali beğenirler(dinciler gibi) Daha sonraki devrimin kuruluş ve aydınlanma bölümüne ‘”uyduruk şeyler” diye bakarlar Dünya küreselleşiyor Ulus neymiş, devlet neymiş,şeklinde düşünerek her fırsatta Atatürkün eserlerine sövmeden duramazlar ayrıca Atatürkçü olduklarına da sizi inandırmaya çalışırlar
SAĞ ULÛFECİLER : Devleti, yağmalanacak ve yandaşlara paylaştıracak bir mal olarak görüp, ona sahip olmak için her numarayı çeviren merkez sağdaki partilerdedirler
SOL ULÛFECİLER : Büyük burjuvazinin karşısında, küçük burjuvaziyi, işçi ve köylüyü devletten nemalandırmaya çalışan, ama bunu bir türlü beceremeyen merkez sol partilerde yaşarlar Atatürkten çok söz ederler Ama nedense, Atatürk’ün yolu, onların yolu değildir
ILIMLI ŞERİATÇILAR : Fethullahçılar, Faziletçiler bu gruba girerler Amaçları iktidara gelerek hazineyi kendileri için kullanmaktır
AYMAZLAR : Alıştıkları iyi-kötü bir düzenleri vardır Adam sendeci ve umursamazdırlar Nazi döneminde çevrelerindeki herkesin ***ürülmesine aldırış etmeyen Almanlar benzerler Kendi düzenleri bozulursa ortaya çıkarlar
HALKIN ATATÜRKÇÜLÜĞÜ : Türk halkının ezici çoğunluğu Atatürke sevgi, saygı ve minnet duygularıyla doludur Atatürkün Türk ulusunu kurtardığını, bu günümüzü ona borçlu olduğunu bilir Yurdu ve ulusu için ölmeye hazırdır Özellikle Atatürk sömürücüleri tarafından sömürülür,kullanılır Nasıl Atatürkçü olunacağı ona bilinçli olarak öğretilmemiştir O, devleti baba olarak görür Babanın kendisini kurtarmasını bekler Her şeyin kendi elinde olduğunun ayrımında değildir
Bu sıralamayı daha da sürdürmek olasıdır Ama sanırım, bu kadar yeter Akşam-sabah Ulusça izindeyiz deyip durduğumuz ulu önderi nasıl tahrif ettiğimiz, sömürdüğümüz ortada değil midir?

Öyleyse buna bir son vermek gerekir Yalanlarla birbirimizi kandırmaktansa doğruyu söylemek her zaman daha yararlıdır

Türkiyenin Kemalist olmadığını, çoğunluğun Kemalizmi sömürdüğünü söylemek, kendimize bir doğruyu itiraf etmektirBunu bildikten sonra ya Kemalizme dönülecek, ya da yeni bir yol aranacaktır

50 yıllık kandırmaca bitti Kişiliksiz, tutarsız, popülist siyaset iflas etti Bu nedenle belli siyasetçilerle yardakçılarının bol bol övündükleri, geleceği ipotek edip borç alarak, borcu borçla kapatarak, ülkeyi yabancılara peşkeş çekerek sürdürülen günü kurtarma politikalarının sonu göründü Deniz bitti Türkiye, yeniden sömürge durumuna düşürüldü İzlenen yolların kurtuluş olmadığını herkes anladı

Türkiyenin kurtuluşu, yeniden Kemalizme dönüştedir Sıra, bunu ulusça anlamamıza gelmiştir Türk Ulusu en kısa sürede bunu anlayacak ve gereğini yapacaktır

Yekta Güngör Özden’in dediği gibi:

TÜRKİYE ATATÜRK, ATATÜRK TÜRKİYEDİR
Alt 18-02-08, 22:36   #3
V.I.P Üye
 
thrash&heavy - Avatar
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Nerden: Tikenli Kasabası :D
Mesajlar: 3,856
Standart Cevap: Kemalizm
Kemalİzmİn BÜtÜnleyİcİ İlkelerİ Bütünleyici ilkeler, Kemalizmin temel ilkelerini de var eden kavramlardır O ilkelerin içlerinde bulunmaktadırlar Sözgelimi Devletçilik ilkesinde: Tam bağımsızlığın, akılcılık ve bilimselliğin, eşitlikçiliğin, evrenselliğin, gerçekçiliğin, çağdaşlığın, insancıllığın bulunduğunu hemen anlayabiliriz

Kemalizm, altı ana ilke ve bunları tamamlayan ilkelerden oluşur Kemalizmi tamamlayan, (ya da bütünleyen) ilkelerin gözardı edilmesi, dikkate alınmaması, bilinmemesi, Kemalizmin özünü yatsımaktır, bilmemektir Kemalizmin nitelik ve özellikleri bunlar bilinmeden anlaşılamaz

Kemalizmi daha iyi kavrayabilmek için bu ilkeleri kısa kısa açıklamaya çalışalım :

TAM BAĞIMSIZLIK :
“Kemalizm hem bir ulusal kurtuluş, hem de bir ulus oluşturma ideolojisidir Tam bağımsızlık ilkesi, bu ideolojinin odak noktasıdır

Atatürkçü bağımsızlık anlayışı tümdür Yalnız siyasal, ekonomik, parasal, yargısal bağımsızlığı kapsamakla yetinmez İçine ideolojik bağımsızlığı da alır” (Suna Kili, Kemalizm, Bir Çağd İd)

Tam bağımsızlığın özünde ekonomik bağımsızlık yatar:

“Bağımsızlığı tam olarak gerçekleştirmek için tek kuvvet, en kuvvetli temel ekonomidir” ( Atatürk)

Görüldüğü gibi Tam bağımsızlık ilkesi Kemalizmin İLK TEMEL TAŞIDIR Herhangi bir kuramdan ya da düşünürden alıntı değildir Bu anlamda da bağımsızdır

ULUSAL EGEMENLİK :
Tam bağımsızlık kavramı, ulusal egemenlik kavramı ile birlikte bir bütündürTam bağımsız olacak unsur ulustur Egemenlik de bütün ulusundur Hiçbir kişiye, gruba, sınıfa verilemez Ulus, egemenliğine her durumda sahip olmalıdır

AKILCILIK VE BİLİMSELLİK :
Sosyal yaşam, akıl ve mantıktan uzak, yararsız, zararlı ve bir takım inançlar ve geleneklerle dolu olursa felce uğrar

Dünyada her şey insan kafasından çıkar Bir insan başının ifade etmeyeceği hiçbir şey düşünemiyorum

Bizim akıl, mantık, zeka ile hareket etmek en belirgin özelliğimizdir Bütün yaşamımızı dolduran olaylar bu gerçeğin kanıtıdır

Bu sözler Türk Devriminin özündeki akılcılığı belirtmeye yeterlidir Bilime ve bilimsel düşünceye verilen önemse çoğumuzun bildiği şu özdeyişlerden daha güzel anlatılamaz :

Dünyada her şey için, uygarlık için, yaşam için, başarı için en gerçek yol gösterici bilimdir, fendir Bilim ve fennin dışında yol gösterici aramak aymazlıktır, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır

(Türk ulusunun) yürümekte olduğu ilerleme ve uygarlık yolunda elinde ve kafasında tuttuğu meşale,müspet ilimdir (pozitif bilimdir)

GERÇEKÇİLİK :
Gerçekçilik, gerçeği görmek ve anlamaktır Bilim de gerçeği ararBilimselliğe verilen önem, aynı zamanda gerçeğe verilen önemdirKemalizm, düşlere değil, gerçeklere ve kesin değerlendirmelere dayanırMaceracı değildir:

:”bitmeyen emeller peşinde ulusu uğraştırmamak, zarara uğratmamakUygar dünyadan,uygar ve insanca davranışı, karşılıklı dostluğu beklemektir

Biz ilhamlarımızı gökten ve bilinmeyenden değil,doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz Bizim yolumuzu çizen; içinde yaşadığımız yurt, bağrından çıktığımız Türk ulusu ve bir de uluslar tarihinin binbir facia ve ıstırap kaydeden yapraklarından çıkardığımız sonuçlardır

İşte gerçekçilik budur

ÇAĞDAŞLIK :
Kemalizm, bütün ilkeleri ve uygulamaları ile çağdaştır Hatta çağına göre daha ileridir Ulusçuluk , devletçilik, demokrasi Hangi konuyu ele alsak, çağdaş ve özgün bir yaklaşım görürüz Çağdaşlık, yaşanan çağa ayak uydurmaktır Batı öykünmeciliği değildir

“Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz devrimlerin amacı,Türkiye Cumhuriyeti halkını tümden çağdaş, bütün anlam ve biçimleriyle uygar bir toplum durumuna getirmektir Devrimlerimizin temel ilkesi budur Bu gerçeği benimsemeyen anlayışları darmadağın etmek zorunludur

Bilindiği gibi amaç, “çağdaş uygarlığın (da) üzerine çıkmaktır

Zaten Kemalizm , bir çağdaşlaşma ideolojisi değil midir?

BARIŞÇILIK :

Yurtta Barış, Dünyada Barış “ özdeyişiyle özetlenen barışçılık anlayışı, her ne olursa olsun barış istemek değildir Ülkenin güvenliğini amaçlayan ” hiçbir ulusun aleyhinde olmayan bir barış doğrultusu, bizim sürekli ilkemiz olacaktır

Barış ve güvenlik, yalnız Türk ulusu için değil, bütün dünya için kurulmalıdır Bu amaçla uluslararası kuruluşların oluşturulmasını, savaşın birdenbire çıkması durumunda saldırgana karşı bütün ulusların birleşmesini ister

Yurt içinde sınıflar, katmanlar, gruplar, meslekler, bölgeler, cinsler, dinler, ırklar arasında ayrım yapılmaz Farklılıklar değil birlikler önemlidir Türk, ulus kimliğinde birleşilmiştir Devlet, farklılıkları ortadan kaldırıp sürekli bir iç barışı sağlamakla ödevlidir :

Ulusal gelirin dağılımında daha mükemmel bir adalet ve emek sarf edenlere daha çok refah” sağlanmalıdır

Etnik kimlik,sınıf,katman,meslek ve inanç farklılıkları yaratmamak, ayrımcılık yapmamak, iç barışın gerekleridir

İNSANCILLIK :
“ Biz kimsenin düşmanı değiliz Yalnız, insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız

Kemalizm insancıldır Yalnız kendi ulusunu, kendi insanını düşünmez Kemalizm, insanlık için “bir uyum ve işbirliği çağı” nın yaratılmasını ister

“İnsanları mutlu edecek tek araç, onları birbirine yaklaştırarak, onlara birbirini sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi gereksinmelerini karşılamaya yarayan hareket ve enerjidir

“İnsanlığın hepsini bir vücut ve bir ulusu bunun bir organı gibi saymak gerekir Bir vücudun parmağının ucundaki acıdan diğer bütün organlar etkilenir

Bilmem, daha da açıklamak gerekli mi?

EVRENSELLİK :
Kemalizm, evrensel bir dünya görüşüdür Türkiye’nin ve Türk ulusunun koşullarından çıkmış, ama evrensel bir model olmuştur

Douverger :”Moskova ya da pekin etkisine girmemiş üçüncü dünya ülkelerine bu sistem yol göstermektedir” saptamasını yapmaktadır Türkiye’nin Kemalizm yolundan sapması ayrı konudur

Kemalizm, bugün dünyanın herhangi bir ülkesinde – gelişmiş devletlerde de- kolayca uygulanabilecek bir sistemdir Kemalist sistemi belli yönleriyle uygulamaya çalışan birçok ülkeden söz edebiliriz Başarılı olup olmaması da ayrı bir konudur Önemli olan, Kemalizmin evrensel bir model olarak ortaya çıkması, seçkin bir nitelik kazanmasıdır

EMPERYALİZM KARŞITLIĞI :
Türk Ulusal Kurtuluş savaşı emperyalizme karşı yapılmıştır Emperyalist işgaller sona erdirilmiş, yurt bütünlüğü yeniden sağlanmış, emperyalist sömürü durdurulmuştur Batılı devletlerle yapılan yeni anlaşmalar, bağımsız bir ulus devletin gelişme, çağdaşlaşma çabalarının gereğidirEmperyalizm çağında, emperyalizme karşı verilen ilk bağımsızlık savaşı olarak, ezilen, sömürülen uluslara örnek olmuştur Bu örneği gören onlarca ulus bağımsızlık savaşlarını kazanmışlardır :

“Bugün güneşin ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün doğu uluslarının da uyanışlarını öyle görüyorumBağımsızlık ve özgürlüğüne kavuşacak çok kardeş ulus vardırOnların yeniden doğuşu, kuşkusuz ki ilerlemeye ve gönence yönelik olrak görülecektirBu uluslar bütün güçlüklere, bütün engellere karşın zafer kazanacaklar ve kendilerini bekleyen geleceğe ulaşacaklardır

Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerine uluslar arsında hiçbir renk, din, ırk ayrımı gözetmeyen yeni bir uyum ve işbirliği çağı egemen olacaktır

Birileri Kemalizmin emperyalizme karşı olmadığını söyleyip kafa karıştırmaya çalışıyorsa da M Kemal her zaman olduğu gibi bizi aydınlatıyor Kurtuluş Savaşının “bizi yok etmek isteyen emperyalizme, bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı” yapıldığını ortaya koyuyor

EŞİTLİKÇİLİK :
Devrimin amaçlarından biri de eşitliği sağlamaktır Öncelikle yasalar önünde herkes eşittir Dil, din, ırk, cinsiyet, sınıf, soy, görev ve eğitim farklılıkları kimseye ayrıcalık getirmez Toplumda var olan eşitsizlikler yok edilmelidir Kalkınma sağlanırken ulusal gelirin paylaşımında dengeler gözetilmeli, gelir uçurumları yaratılmamalıdır

“Bizim düşüncemizde çiftçi, çoban, amele, tüccar,sanatkar, asker, doktor, kısacası herhangi bir sosyal kuruluşta çalışan vatandaşın hak, çıkar ve özgürlüğü eşittir

Eşitlikçiliğin bir yönü de uluslar arası eşitlik anlayışıdır Kemalizm, uluslar arasındaki bütün işleri, eşitlik ve karşılıklı yarara dayandırır

ULUSAL BİRLİK:
Kurtuluş savaşı ulusal birliğin sağlanmasıyla kazanılmıştır Uygarlık savaşımının kazanılması da birliği koru¤¤¤¤¤, ulusal amaçlar için çalışılmasıyla kazanılacaktırOrtak bir amaçla yürüyen toplumlar her savaşımı kazanırlar “Türk ulusu,ulusal birlik ve beraberlikle bütün zorlukları yenmesini bilmiştir

Yenecektir de

ÜLKE BÜTÜNLÜĞÜ :
Ulusal birlik, ülke bütünlüğünü de gerektirir Ülkenin bölünmesi; birliğin bozulması, gücün etkisizleşmesi, dahası ülke içinde tüketilmesi demektir Dünya karşısında gerilemek,uygarlık savaşını yitirmektir Oysa Türk Devriminin asıl amacı uygarlık savaşında öne geçmektir

Yineliyoruz Kemalizm, çağdaşlaşma ideolojisi olarak bir sistem oluşturmaktadır Sistemin içerisinde başka ayrıntılar ve ilke olabilecek başka kavramlar da bulunabilir İdeologlarca masa başında yazılan bir kuram olmayıp, yaşamın, savaşımın içnden çıkan bir ideolojidir Kemalizm Burada sözkonusu etmediğimiz bazı özellikler de bulunabilir Bunların hepsi, bir bütünün parçaları olarak düşünülmelidir Birbirleriyle çelişmez Birbirlerini tamamlarlar

Alt 18-02-08, 22:38   #4
V.I.P Üye
 
thrash&heavy - Avatar
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Nerden: Tikenli Kasabası :D
Mesajlar: 3,856
Standart Cevap: Kemalizm
Kemalİst Devrİmcİlİk Devrim, bir toplumda kısa süre içerisinde ilerleme yönünde görülen, köklü ve toplu değişikliklerin genel adıdır Geniş anlamda insanın ateşi kullanması, yerleşik yaşama geçmesi, yazının icadı, madenlerin kullanılması, makine çağına geçilmesi vb yarattıkları sonuçlar nedeniyle büyük devrimlerdir Devrimi, kısa sürede görülen büyük gelişme diye tanımladık Ancak,yüzbinlerce yıla ulaşan insanın yeryüzü macerasında, birkaç bin yılda tamamlanabilen bazı değişimler de çok önemli olduklarından devrim olarak değerlendirilirler Çünkü, uzun insanlık tarihinde birkaç bin yıl bile, devrimin büyüklüğü yanında kısa bir süre olarak kalır Yenitaş Çağının başlaması ya da yazının kullanılması bu tür devrimlerdendir

Devrim, Dünyanın göreceli olarak daha gelişmiş toplumlarında başlar Daha sonra öteki toplumlara yayılarak insan yaşamının bütünüyle değişmesine, iyileşmesine yol açar Örneğin, Fransız Devrimi, ulus devletlerin, özgürlük, eşitlik, insan hakları gibi kavramların kaynağı olmuştur Feodal toplum yapısı yıkılmış, Kapitalizm kavramsal ve kurumsal olarak egemenliğini perçinlemiştir Kapitalizmin yarattığı sorunlar da sosyalist ideolojiyi ve sosyalist devrim hareketlerine yol açmıştır

Kemalist Devrim ise kapitalizm ve sosyalizm dışında kalan toplumlara model olmuştur

Kemalist devrim (Türk Devrimi), ulusal kurtuluş savaşı ve arkasından gelen çağdaşlaşma atılımlarının bütününe verilen addır Bağımsız bir ulus toplumu var edilmiş ve bu toplum, ortaçağdan alınarak 20 yüzyıla yükseltilmiştir Büyük ve köklü gelişmeler yaşanmış, toplum yaşamı değişmiştir
Alt 18-02-08, 22:39   #5
V.I.P Üye
 
thrash&heavy - Avatar
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Nerden: Tikenli Kasabası :D
Mesajlar: 3,856
Standart Cevap: Kemalizm
Kemalİzm Ve ÖzelleŞtİrme Kemalizm’de özelleştirme tabu değildir Önemli olan halkın yararıdır Kemalist devletçiliğin amacı da budur Halkın yararı özelleştirmeyi gerektiriyorsa özelleştirme, kamulaştırmayı ya da devletleştirmeyi gerektiriyorsa, onlar yapılır

Ancak Türkiye’deki özelleştirme yanlıları ne halkın yararı, ne de gerçek bir liberal anlayış nedeniyle bu işin peşindedirler Onların amacı çok uluslu sermaye ile birlikte varlıklarımızı yağmalamak ve talan etmektir Aç kurtlar gibi özelleştirme bekleyenler, hiçbir kamu işletmesine değerini vermezler Hepsine yok pahasına sahip olmak isterler Devlete peşin para da ödemezler Ödemeler uzunca bir vadeye yayılır Bu arada “ yardım et” diye devlete yalvaranlar, işletmeleri, bankaları batırarak milyarlarca dolar borçla yine devlete geri verenler çoktur Bunlar olmasa bile çalışanların işlerine son vermek, tekel oluşturmak, işletmeyi kapatmak da yaygındır Sit alanları, turizm bölgeleri, stratejik yerler, değeri çok yüksek arsalar özelleşir Vurgun ve yağma sürer

Türkiye’de özel sektörü devlet var etmiştir Kredi, teşvik, arsa, altyapı ve başka olanaklar yaratılmış, ürünler yüksek gümrük vergileriyle dış ürünlerin rekabetine karşı korunmuştur Ayrıca özel sektör her zora düştüğünde yine devlet tarafından kurtarılmıştır

Bu yüzden özel sektörümüzün temsilcileri çok sık gelirler Ankara’ya Çoğunun amacı devlet sırtından kazanç sağlamaktır İhale, torpil, teşvik, kredi vb işleri süreklidir Devlet olanaklarının bir kez kullanılması onlara yetmez Devlet olanakları holdingler, plazalar yaptırır Sudan ucuz gazete sattırır

Hem, özelleştirme diye bağırıp, hem de devlet desteği istemek ve bunun için iktidarları desteklemek özel sektörün genel siyasetidir

Özelleştirme bir kurtuluş değildir Özelleştirilen işletmelerden bir tanesini bile olumlu bir örnek olarak gösteremiyorsak,çözümü özelleştirmede değil işletmelerin toplam kalite yönetimlerinde aramak gerekiyor Devlet işletmelerini özerk ve özgür bıraksak, yeterli yatırımı yaparak daha kaliteli ve daha çok üretim yapsak kötü mü olur ?

Ve bilelim ki özelleştirme, sömürgeleştirmenin de bir ayağıdırUlus devleti zayıflatma ve giderek yok etme planlarında bir araçtır Ulusal kaynaklarımızı daha iyi değerlendireceksek, toplumsal gönencimiz artacaksa, gelir dağılımı ve bölgeler arası farklılıklar azalacaksa, sermaye halka yayılacaksa gerekli olan özelleştirmeler yapılsın

Özelleştirme yanlıları bu gerekçeleri kullanırlar Ama, bu yararları sağlayan bir özelleştirme henüz görülmedi Böylesine yararlı bir özelleştirme yapılabilecekse herkes özelleştirmeci olur

Eğer, borç ödemek için altın yumurtlayan ulusal servetlerimizi yok paraya satıp savacaksak -ki böyle olduğu açıkça söyleniyor-özelleştirmeye koskocaman bir HAYIR !
Alt 18-02-08, 22:39   #6
V.I.P Üye
 
thrash&heavy - Avatar
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Nerden: Tikenli Kasabası :D
Mesajlar: 3,856
Standart Cevap: Kemalizm
Kemalİzm Ve KÜreselleŞme Küreselleşme sözü ilk duyulduğunda insanlara çekici gelebilir Öyle ya gezegenimizi sınırlarla yüzlerce parçaya bölmenin, insanlar arasında ırk, din, dil, ayrımı yapıp, anlaşmazlıklar yaratarak sürekli kavga etmenin ne anlamı olabilir?

Küreselleşme (globalleşme), ya da yeni dünya düzeni denilen akımı savunanlar da bunları söylüyorlar :

“Küreselleşme dünya halklarının özgürleşmesi, demokatikleşmesi, insan haklarının korunması, eşitsizliklerin, adaletsizliklerin yok edilmesi, sınırların kalkması, orduların dağıtılması,dünyanın kocaman bir köy olarak gelişmesidir Küreselleşmenin karşısında durulamaz Karşı olanlar zavallı budalalardır Bu kaçınılmaz bir gidiştir Dünyanın bu gidişine bir an önce katılmak gerekir Yoksa çok zararlı çıkarız, vb
Alt 18-02-08, 22:39   #7
V.I.P Üye
 
thrash&heavy - Avatar
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Nerden: Tikenli Kasabası :D
Mesajlar: 3,856
Standart Cevap: Kemalizm
Kemalİst Laİklİk Egemenliği dinsel kaynaklarda gören hiçbir toplum gelişip uygarlaşamamıştır Gelişmiş bir toplum olmak için, laik bir toplum düzeni kurmak gereklidir Kemalist Türk Devrimi, daha yolun başında egemenliği ulusa dayandırmıştır “Egemenlik bağılsız koşulsuz ulusundur” özdeyişinin anlamı budur Bağımsızlığın elde edilmesinden sonra , toplum ve devlet yaşamını akla ve bilime dayandırmak için, gerekli düzenlemeler bir süreç içerisinde tamamlanmıştır Laiklik ilkesi , demokrasinin olmazsa olmaz koşulu olarak Türkiye Cumhuriyetinin temel taşını oluşturmuştur Laiklik olmazsa Türkiye Cumhuriyetinin yıkılacağı kesindir

LAiKLİĞİN GETİRDİĞİ YARARLAR :

Toplumda ümmet bilinci yerine ulus bilinci yerleşti
Laiklik ilkesiyle, bütün yurttaşlar arasında hukuk birliği sağlandı
Dinin özüne dönüldü Herkes inancının gereklerini özgürce yerine getirdi
Ülke içindeki din ve mezhep ayrımcılığını, anlaşmazlıkları önledi
Farklı inançtaki toplum kesimleri, bir arada barış içinde yaşamaya başladılar
Din, devlet ve toplum yaş¤¤¤¤¤ etkin olarak karışamadı
Devlet, doğmaların ve inançların değişmeyen kuralları yerine, gelişen bilime ve değişen toplum koşullarına göre yönetilebildi
Alt 18-02-08, 22:40   #8
V.I.P Üye
 
thrash&heavy - Avatar
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Nerden: Tikenli Kasabası :D
Mesajlar: 3,856
Standart Cevap: Kemalizm
Kemalİzm Ve Demokrasİ Sanayileşememiş, örgütlenememiş, kentleşememiş, gelir düzeyi, eğitim düzeyi, kültür düzeyi yükselmemiş bir toplumda demokrasi olmaz

Yani demokrasinin var olabilmesi için kalkınmış bir toplum olmak gerekir

20 yüzyılın ilk çeyreğinde Türkiye’de, demokrasinin kendisini bulamadığımız gibi, özgürlük ve demokrasi kavramlarını bilen birkaç kişiyi bile bulmamız zordu Oysa demokrasinin varlığı için, özgürlük ve demokrasiyi toplumun bilmesi, benimsemesi, istemesi gerekir

1920’li, 1930’lu yıllarda bugünkü anlamda katılımcı bir demokrasi hiçbir ülkede yokturJaponya’da, Almanya’da, İtalya’da, Portekiz’de, İspanya’da faşist diktatörlükler, Sovyetler Birliği’nde ise işçi sınıfı adına bir başka diktatörlük vardı

Bütün dünyada demokratik devlet sayısı bir elin parmaklarından çok değildi Japonya, Almanya ve İtalya’da demokrasi ikinci dünya savaşından sonra galip devletler tarafından kurduruldu

Böyle bir dünyaya yetmiş yıl sonra bakarak,“Atatürk demokrasiyi kurmadı, Kemalizm demokratik değildir” demek, saçmasapan suçlamalarla Kemalizm’e savaş açmaktır Ama Kemalizm, o denli sağlam ki karşısına dikilen her engeli yok ediyor, 21 yüzyıla da damgasını vurmak için daha da güçleniyor, büyüyor!

Kemalizm, kuşkusuz demokrasi değildir Ama çoğulcu, katılımcı demokrasiyi bir hedef olarak belirliyor, gerçekleştirmeye çalışıyordu Bunu devrimin her aşamasında demokratik yollardan sapma¤¤¤¤¤ kanıtlamıştır:

Öncelikle kurtuluş savaşının örgütlenmesi demokratikti Mecliste sayıları 120’ye varan ikinci grup milletvekilleri muhalefet partisinin işlevini yerine getiriyordu Hem de birçok demokrasideki muhalefet partilerine taş çıkartırcasına

Öylesine ki, Yunus Nadi:

“Her işi meclisten mi bekliyorsunuz paşam İşte ordu, her şeyi yapabilirsiniz,” deyince,

“Ben her kerameti meclisten bekleyenlerdenim” yanıtını vermişti

BUNLAR HER DEMOKRASİDE GÖRÜLMEZ

Hangi diktatörlükten söz ediliyor?

Hiçbir totaliter rejim muhalefet yaratmak için uğraşmazOysa Mustafa Kemal’in partisinin, yani devrimin partisinin karşısında hilafet ve saltanatı geri getirmeyi amaçlayan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurulabilmiştir 1930 yılında yine bir muhalefet partisinin-Serbest Cumhuriyet Fırkası- kurulmasına önayak olunmuşturAtatürk’ün eski arkadaşı Fethi Bey, yeni partinin başına geçtikten sonra şapkanın kâfirlik olduğunu, şeriatın geri gelmesi gerektiğini söylecek kadar ileri gidebilmiştir Yine de azgınlaşan gericiliği kontrol edememiş, bir süre sonra partisini kendisi kapatmıştır

Seçmen yaşı daha 1924 yılında 18’e indirilmiştirDünyada kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıyan ilk birkaç devletten biri de Türkiye’dir

Öğretmenlere “cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür kuşaklar ister ” şeklinde görev veren bir anlayış demokratik değil midir?

Kooperatiflerde örgütlenmeye öncülük ederek üye olan Mustafa Kemal ve onun rejimi demokrasiye yönelmemiş midir?

Dil ve tarih işlerini derneklere bırakan anlayış, bugün onu eleştirmeye kalkanlardan daha az mı demokratiktir?

Avrupa’da özgürlük ve demokrasinin olmadığı bir dönemde “Yurttaş İçin Medeni Bilgiler” kitabını yazarak ulusuna demokrasiyi öğretmeye çalışan bir önder düşünülebilir mi? Demokrasiye böylesine bir hizmet verebilen başka önder biliyor musunuz?

İşte size bu kitaptan birkaç örnek:

Ulusal egemenlik temeline dayalı temsili bir hükümette kamuoyu büyük rol oynarBasın-yayın ve kamuya ilişkin işler hakkında geniş bir eleştiri ortamı bırakılmadan, kamuoyu görevini yerine getiremezUlusal egemenlikte temsili hükümet düşüncesinin yayılması ve yükselmesi ancak kamuoyunun etkinliği ile olabilir

Basın-yayın özgürlüğünden ortaya çıkabilecek olumsuzlukları giderecek etkin yol, geçmişte olduğu gibi basın- yayın özgürlüğünü kısıtlama yolu değildir Basın- yayın özgürlüğünden doğacak sakıncaları önlemenin yolu,yine doğrudan basın – yayın özgürlüğüdür

Bugün varmak istediğimiz nokta, Atatürk’ün 70 yıl önce belirttiği noktadır

Şu sözleri de değerlendirelim:

“Biz cumhuriyeti kurduk On yaşını doldururken, demorasinin bütün gereklerini sırası geldikçe uygulamaya koymalıdırSiyasi partilerin var olması doğaldır Türkiye Cumhuriyeti’nde de birbirini denetleyen partilerin doğacağına kuşku yoktur

Hala Kemalizm’le demokrasiyi birbirinden uzak mı görüyorsunuz?

Alın size bir başka örnek:

Recep Peker, İtalya ve Almanya’yı gezmiş, oralardaki siyasal partilerin tüzük ve programlarını incelemiştiTürkiye’ye döndükten sonra CHP tüzük ve programında yapılacak değişiklikler konusunda öneriler hazırladıBu önerilerde Almanya ve İtalya’daki faşist partilerin tüzüklerindeki maddelere benzer maddeler de vardıTüzük ve programı inceleyen Atatürk:

“Bu ne sakat düşüncedirVarmak istediğimiz hedef bazı arkadaşlarca bile zerre kadar anlaşılabilmiş değildir,”diyerek önerileri geri çevirmişti

Zekeriya Sertel Atatürk döneminde muhalefet etmiş,çeşitli sıkıntılar çekmiş bir aydındı Sertel sonradan,”biz uğrunda savaştığımız özgürlük ve demokrasiye de ancak onun açtığı yoldan ulaşabiliriz” Demiştir
Alt 18-02-08, 22:40   #9
V.I.P Üye
 
thrash&heavy - Avatar
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Nerden: Tikenli Kasabası :D
Mesajlar: 3,856
Standart Cevap: Kemalizm
Kemalİst CumhurİyetÇİlİk Atatürk’e göre cumhuriyet demokrasi demektir Peki, bu böyle midir? Özünde böyledir Öyleyse kendisini cumhuriyet olarak nitelendiren birçok rejimin demokrasiyle uzak-yakın ilgisinin bulunmaması ne anlama geliyor?

Halk yönetimi kavramının batıdaki karşılığı Demokrasi, Arapça karşılığı da Cumhuriyettir

Dünyaya Cumhuriyetlerini resmen açıklayan birçok devlet, gerçek bir halk yönetimini gerçekleştiremediler Öte yandan, adı kırallık olan İngiltere özünde bir halk yönetimidir Bu farklılıklar yüzünden cumhuriyet ve demokrasi kavramları ayrıştı Cumhuriyet, sadece üst yöneticilerinin belli bir süre için seçimle belirlendiği devletlerin resmi adı oldu Gerçek anlamda halkın özgür ve egemen olduğu yönetimlere de demokrasi denildi

Görüleceği gibi, önemli olan demokrasidir

Kemalist Cumhuriyetçilik, gerçek bir halk yönetimine (demokrasiye) ulaşmak amacını güttü”Ulus egemenliği” ilkesi bu fikrin ürünüdürBugüne değin tam bir demokrasi kuramamışsak suçlu olan Kemalizm değildir Suçlular, Kemalizmi amaçları için harcayanlardır “ Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet şekli demektir” (1933) sözünü yorumlarsak anlarız ki; o, cumhuriyet kavramını, halkın egemen olduğu bir devlet şekli olarak düşündü: “Artık hükümet ve millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır Hükümet millet, millet hükümettir” (1925)

Cumhuriyet yönetiminin tam anlamıyla yerleşebilmesi için birçok koşulun gerekliliğini biliyor ve söylüyordu En önemlisi toplumun ekonomik ve kültürel yönden gelişmiş olması gerektiğine ilişkin vurgulamasıdır : “Cumhuriyet, yüksek ahlaki değer ve niteliklere dayanan bir yönetimdirCumhuriyet erdemdir”(1925)

Sonuç olarak; Kemalizm’de cumhuriyet, demokratik bir toplumun örgütlendiği devletin adıdır

“Sonsuzluğa değin yaşayacaktır” dediği Türkiye Cumhuriyeti, kendisini demokrasi ile geliştirecektir Bu nedenle Kemalizm ve demokrasi konusunu ayrıca inceliyoruz